Fıkralar kategorisindeki tüm içerikler
  • Bandırcez
  • Denizli ve Bandırma spor kulüpleri maç yapmaktadırlar.

    Denizli taraftarları tezahurata başlarlar:
    DENİZLİ! DENİZLİ! DENİZLİ!

    Bandırma spor taraftarları altta kalırlarmı onlarda başlarlar:

    BANDIRMA! BANDIRMA!

    Denizlili taraftarlardan hemen cevap gelir:
    BANDIRCEZ! BANDIRCEZ!

  • Eşeğin Sicili
  • Zamanın birinde yaşlı bir amca eşeği ile karayolunda ağır ağır ilerlerken yolda görev yapan trafik polislerince durdurulur ve kırmızı ışık ihlali yaptığı söylenir bu sebebten ötürü ceza yazılacaktır trafik polisi yaşlı amcaya dönerek
    - Amca kırmızı ışık ihlali yaptın ceza yazacağım cezayı sanamı yazayım yoksa eşeğemi.Eşeğe yazarsam 3 kuruş sana yazarsam 5 kuruş nasıl istersin ?
    - Bana yaz oğlum
    -Amca anlamadın galiba sana yazarsam 5 kuruş eşeğe yazarsam 3 kuruş
    - Anladım oğlum anladım.Eşeğin sicilini bozmayalım belki ilerde polis olur.der...

  • Teknoloji
  • Temel Eskişehir'den Ankara'ya gidecek bir trene binmiş. Karşısındakinin nereye gittiğini sormuş İstanbul'a gittiğini öğrenince,
    - Teknoloji ne çadar celişti, pen purada oturayrum Ançara'ya, sen karşumda oturaysun İstanbul'a cideysun.

  • Biraz Daha Okusa
  • Yahyalı’ya Adanalı bir ilköğretim müfettişi geldi ve kısa zamanda ahbap olduk. Kendisine köylere gittiğinde genç öğretmenlere yük olmamasını, onların imkanlarının kıt olduğunu anlattım. Çevreyi iyi bildiğim için falan köye gidince falan kişiye selam söyle, onda misafir ol, falan köyün muhtarının hali vakti iyidir, onda kal gibi notlar verdim. Dikme köyüne varınca da Ateş Ağa’da misafir ol, fakat o çok nüktedandır, dikkat et, bir laf söyler altından kalkamazsın, dedim. Günlerden bir gün müfettiş, Ateş Ağa’ya misafir olmuş. Çok iyi ağırlamışlar, ertesi gün ahırdan atını eşeğini çıkartmış, hazırlamış, müfettişi ata bindirmiş, kendisi de eşeğe binmiş, öbür köye kadar götürüyormuş. İki günden beri hiç de o anlattığım gibi nüktedan bir adam olarak göremediği Ateş Ağayı müfettiş yavaş yavaş yoklamaya başlamış: - Ateş Ağa, maşallah senin Karakaçan çok hızlı, ateş gibi yürüyor, demiş. - Evet beyefendi iyi yürür, demiş. Beklediği cevabı bulamayan müfettiş, biraz sonra Ateş Ağanın eşeği yerde gördüğü tütün paketinin kağıdını eğilip koklayınca, Müfettiş yine söz açmış: -Ateş Ağa, senin Karakaçan okuma da biliyor herhalde, demiş. Artık sabrı tükenen Ateş Ağa: -Evet bilir beyefendi. Biraz daha okusa müfettiş olacaktı zaten, demiş.

  • Mektup
  • Nasreddin Hoca, yazdığı mektupları eliyle götürür, kendisi okuduktan sonra alıcısına teslim edermiş.
    Bir gün,
    - İnsanlar şaşırıp "Efendi" demişler, "mademki mektup yazıyorsun, ne diye onca zahmete katlanıp, gidip orada mektubunu sen okuyorsun ?"
    - "Ben gitmezsem okumazlar. Mektuba da yazık olur. Baksanıza en önemli konu olan eceli hakkında sık sık mektup alan insanoğlu, o mektupları okuyor mu? Son gününde nasılda şaşırıyor!"

  • Kaç Kişisiniz
  • Akıl hastanesini gezmekte olan gazeteci,bir koğusta rastladığı hastaya sordu:
    -Burada kaç kişisiniz?
    Karşısındaki boşver dedikten sonra:
    -Asıl siz dışarıda kaç kişiniz

  • 13, 13
  • Bir adam evine giderken hastanenin bahçesinden 13,13 diye bağrıldığını duyar.

    Merak eder ve duvara tırmanır. Deliler adamın kafasından tuttukları gibi içeri çekerler ve 14,14 diye bağırmaya devam ederler.

  • Güneş Tutulması
  • Albay, binbaşıya:
    -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.
    Binbaşı, yüzbaşıya:
    -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene:
    -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.
    Teğmen, başçavuşa:
    -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere:
    -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında:
    -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.

  • Folklor Yarışması
  • Bölgeler arası folklor yarışması düzenlenmiş. Finale karadeniz horon ekibiyle ege zeybek ekibi kalmış. Ve yarışmayı zeybekler kazanmış. Karadenizliler bu duruma çok bozulmuş. Temel neden yenildiklerini anlamış ve ekiple paylaşmış:
    -Biz oynarken çok acele ettuk, demiş. Keşke bizde zeybekler gibi düşüne düşüne oynasayduk.

  • Yüksek Yastık
  • Arkadaşı Temel'e dert yanıyor.
    -Çok korkuyorum, onun için para cüzdanımı yastığımın altına koyup öyle uyuyorum.
    -Ben öyle yapamayrum. Yastuk çok yüksekte oldu mi uyuyamayrum.

  • Bir Tane Daha
  • Temel sahilde yürürken bir şişe bulur. Merak edip mantarını çıkarınca birden içinden bir cin çıkar ve :
    - Beni kurtardın. Üç dilek hakkın var.
    - Cebimde param hiç bitmesin.
    Cin parmağını şıklatır. Temel elini cebine atar, para doludur. Bütün parayı çıkarıp tekrar sokar, yine para doludur. Temel ikinci isteğini düşünür :
    - Bir şişe rakım olsun ama hiç bitmesin
    Cin parmağını şıklatır ve Temel'in önünde bir şişe rakı belirir. Temel şişeyi açar ve yere döker ama şişeyi doğrultur doğrultmaz yine dolmuştur. Bir daha döker ve şişe yine dolar. Bunun üzerine:
    - Bu şişeyi çok sevdim. Bir tane daha istiyorum.

  • Futbol mu Basket mi?
  • Deliler kendi aralarında basketbol oynuyorlarmış. Ama topu elleriyle değil ayaklarıyla kontrol ediyorlarmış. Ordan geçen biri kaptanlarına "Kaç gol attın?" diye sorunca deli:
    "Ne golü futbol mu oynuyoruz biz burda!"

  • Ters Yön
  • Temel otoyolda ters yöne girer.. Bunu gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yaptırır. Bu arada ters yolda ilerleyen Temel de radyo dinlemektedir..
    Polis radyodan:
    Lütfen dikkat, ters yönde ilerleyen bir araç var!
    Temel bağırır, ne bir tanesi hepsi hepsi..

  • Pazar Pazar
  • Doktor, delilerin içinde bir tanesini seçip teste tabii tutar ve şöyle der.
    "Al bu 1 lirayı bana en lüks arabayı al getir."
    Deli tamam der gider. Kendi kendine şöyle konuşur:
    " Yahu bu doktor deli, ben pazar pazar nerden araba bulup da alıcam."

  • Havuz
  • Delinin biri hastanedeki havuza egilip su ictikten sonra, dogrulup agzındaki suyu yere tukurmus .Onu goren baska bir deli;-Ne oldu , demis, suyu niye tukurdun?
    Birinci deli:
    -Havuza iki seker atmıstım ,yine de tatsız.
    Ikinci deli:
    -Akıllım tabii tatsız olur.Niye karıstırmadın?

  • Baban Var midur?
  • Hasan ve Temel gurbettedir. Hasan memleketi olan Trabzon'a gider. Temel'in babası ölmüştür. Bunu Temel'e alıştıra alıştıra söyleyecektir.
    Hasan: Temel senin dayın var midur?
    Temel: Vardur
    -Amcan var midur?
    -Vardur
    -Anan var midur?
    -Vardur.
    -Peçi ya baban var midur?
    -Vardur.
    -Artık nah vardur.


  • Terim ve Lucescu
  • Terim takmış kafaya atlamış gitmiş Nevzat Demir Tesislerine. Geçmiş Lucescu'nun karşısına sormuş;
    - Yahu sizi niye yenemiyoruz?
    - Kusura bakma ama sizin futbolcular aptal
    - Nasıl yani?
    - Bak şimdi deyip Sergeni yanına çağırmış.
    Lucescu
    - Söyle bakalım Sergen ''Babanın oğlu ama senin kardeşin değil. Kimdir bu?
    - Benim.
    - Teşekkür ederim idmana dönebilirsin.
    Dedikten sonra Terim'e dönmüş.
    - Bak gördün mü benim futbolcular ne kadar zeki...
    Terim ters yüz olup Florya Metin Oktay tesislerine dönmüş karşısına ilk çıkan Hakan Şükür'e sormuş;
    - Söyle bakalım babanın oğludur ama kardeşin değildir bu kimdir?
    Hakan Şükür yarım Saat düşündükten sonra,
    - Valla hocam ben bunu cevabını yarın vereyim deyip tesislerden çıkarken Arif'le karşılaşmış;
    - Söyle lan Arif ''Babanın oğlu ama senin kardeşin değil bu kim olur?''
    Arifte işin içinden çıkamamış
    - Hakan oğlum bunu bilse bilse Emre bilir onu arayalım.
    Hemen Emre'yi arayıp sormuşlar.
    Emre de ''Tabii ki benim'' demiş.
    Hakan Şükür koştura koştura Terim'e gitmiş;
    - Hocam cevabı buldum
    - Kimmiş?
    - Emre
    - Olur mu doğru cevap Sergen.

  • Piyasayı Düşürme
  • Öğretmen Kayserili öğrencisine sorar: -Oğlum, 3 kere 7 kaç eder? Kayserili öğrenci cevap verir: - 30 eder hocam. Öğretmen : -Nasıl olur evladım, sen böyle bir hata yapmazdın ama... neyse...Sen otur arkadaşın gelsin. Öğrenci, yerine otururken tahtaya çıkmakta olan diğer Kayserili öğrenciye seslenir: -Sakın piyasiyi düşürme, yoksa başına geleceklere karışmam.

  • Matematik Finali
  • 4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
    finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
    patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
    yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
    Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
    köşelerine oturtur.
    Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
    sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
    puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
    Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
    patladı?"

  • Onu Dul Bırakma
  • Adam karısını o kadar çok seviyor ki, her akşam yatarken onun için şöyle dua edıyor; "Allah'ım… Onun başı ağırmasın, benimki ağırsın… Onun bir yeri kırılmasın, benimki kırılsın… O üzülmesin, ben üzüleyim…" Son olarakta da şöyle diyordu; "Allah'ım… Onu dul bırakma, beni dul bırak…"

  • Kapıyı Kitledum
  • Birgün Temel Fadime'yle kavga etmiş.Fadime de kızarak pılısını pırtısını toplayıp annesinin yanına gitmiş.Temel sonradan her yolu denese de Fadime eve dönmemiş. Bir gün Temel Fadime'yi telefondan aramış.
    -Fadime eve gelir misun? Beni affetmen içun sana bir supriz hazirladum. Fadime de inanarak eve dönmüş. Açmış kapıyı, girmiş içeri. Koltuğa oturmuş.1-2 dakika sonra Temel gelmiş. Fadime:
    -Hani daa benum suprizim? Temel:
    -Şaka yaptum. Süpriz müpriz yok .Eve dönmen için yapmiştum. Fadime kalkarak:
    -Pen cideyrum. Temel gülerek cevap verir:
    -Git bakayum nasil cideyisun, kapıyı kitledum :)

  • Çanak
  • Antalya'nın kulağa kesik antikacılarındandı. Bir köyden geçerken köy
    evinin önünde çok değerli bir çanak gördü. Biraz oyalanınca, bunun
    köpeğe su vermek için kullanıldığını anladı.
    Çanağı satın almak istediğini söylese olmazdı. Bu yüzden, köpeğe
    kanının kaynadığını söyledi ve sordu:
    - Bu cici çomarı bana kaça satarsınız?
    Köylü epey nazlandıktan sonra yüksek fiyatla köpeği sattı. Antikacı,
    onu arabasına götürürken:
    - Şu çanağı da alalım, dedi. Çomarı susuz bırakmayalım.
    Köylü hemen karşı çıktı:
    - Onu veremem.
    - Neden?
    - O çanak sayesinde bu köpeği beş kere sattım. Daha önce de bunun
    iki kardeşini yine bu çanak sayesinde sattım.

  • Tuhaf Vasiyet
  • Karadenizde bir Camii imamı, hastalığı sebebiyle ölümüne yakın günlerde Emr-i Hakk’ın yaklaştığını hissederek, bir kasete kendi ölüm ilanını ve salâsını okuyup oğullarına teslim ve vasiyet ediyor ki, vefatında cami hoparlörlerinden yayınlansın. Öldüğü gün, Tonyalılar hoparlörlerden şöyle bir anons duyuyorlar: -Ben Mehmet Ali hoca. Ben öldüm!


  • O Dua Sende Bu Akıl Bende Varken
  • Hoca bir gece, tam uyumak üzereymiş ki, damda bir hırsızın gezindiğini duymuş. Hemen hanımını uyandırmış. Yüksek sesle:
    -Hanım, geçen gece eve geldiğim zaman sen derin bir uykudaydın. Benim geldiğimi duymadın. Ben de kapıyı bir müddet çaldım. Seni uyandıramayacağımı anlayınca içimden bir dua okudum. Ayın ışığına da tutunup evden içeri girdim. Hatırladın değil mi?
    Hanımı, Hoca'ya hangi duayı okuduğunu sormuş, Hoca da söylemiş.
    Bu sırada hırsız da bacadan içerisini dinlemekteymiş. Hoca'nın okuduğu duayı ezberleyip tekrarlamış.
    Ardından da ayı ışığına tutunup içeri girmeye çalışmış. Derken palas pandıras damdan aşağı yuvarlanmış.
    Hoca, gürültüyü duyunca karısına:
    -Çabuk bir mum getir. Hırsızı yakalayalım.
    Vücudu hurda haline gelen hırsız, Hoca'nın bu sözlerini duymuş. Yattığı yerden:
    -Hoca efendi, hiç acele etme! O dua sende, bu akıl da bende varken, ben buradan öyle kolay kolay kalkıp da bir yere gidemem. :)

  • Tehlike
  • Bir gün Nasrettin Hoca gömleğini yıkayıp asmış. Birden bir rüzgar esmiş ve Nasrettin Hoca'nın gömleğini alıp kayaya fırlatmış. Nasrettin Hoca karısına seslenmiş:
    - Hanım... Hanım!
    Karısı gelmiş: "Ne oldu bey?" diyerek. Hoca:
    - Büyük bir tehlike atlattık!
    - Alt tarafı gömlek kayaya çarpmış ne olacak bey?
    - Öyle deme karıcım ya içinde ben olsaydım!...

  • Kim Seslendi
  • Karadenizli'ler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savaşmışlar. Günlerce siperin arkadasından ateş edip durmuşlar ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların aklına bir kurnazlık gelmiş.
    -Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayağa kalkarlar, seslenirler, bizde öldürürüz.
    Bu fikir çok mantıklı gelmiş hepsine. Ne diye bağıralım derken akıllarına Temel gelmiş tabii.

    -Temel Temel diye bağıracağız. Bir iki üç! Temeeel!
    Karadeniz cephesinden Temeller ayağa kalkmış.

    -Ne vaaar? deyince Ruslar ayağa kalkan Temelleri öldürmüş.

    Bu seferde Dursunlara aynı taktiği uygulamışlar.
    Bundada başarılı olmuşlar, İdrisler Cemaller derken bu böyle olmaz demişler ve bizde Vlademir diye bağıralım demişler.
    Bağırmışlar ama ruslardan çıt çıkmıyor.
    Biraz sonra karşı cepheden bir ses gelmiş.

    -Bize kim seslendiii?
    Karadenizliler hep birlikte ayağa kalmışlar:
    -Biiiiiz...

  • Niye Yemezsin?
  • Hoca bir iş için Sivrihisar'a gitmiş. İşi epeyce uzamış. Bu sırada parası pulu da bitmiş. Gidip karnını doyuracak bir kimseyi de tanımıyormuş.

    Midesi açlıktan kazınmaya başlamış. O sırada bir fırının önünden geçiyormuş. Bakmış ki, nar gibi kızarmış somunlar! Taze taze tezgâhın üstünde...

    Açlıktan gözleri kararan Hoca yutkundukça yutkunmuş. Bir müddet somunlara bakmış. Sonra tezgâh sokulmuş. Tezgâhın başında oturan ekmekçiye sormuş:

    "- Kuzum efendi," demiş, "Bu ekmeklerin hepsi senin mi?"

    Ekmekçi gayet doğal bir şekilde:

    "- Evet, benimdir." demiş.

    Hoca heyecanla tekrar sormuş:

    "- Gerçekten bunların, bu sıcak ekmeklerin hepsi senin mi?"

    Adam, Hoca'ya çıkışarak:

    "- Ne bu kadar zorlayıp duruyorsun be adam!" demiş. "Bu ekmeklerin hepsi benimdir, dedim ya!.."

    Hoca kızarmış ekmeklere son bir kez bakıp:

    "- Öyle ise ne bakıp duruyorsun? Yesene!.." demiş.

  • Bademli Çikolata
  • Birgün halk otobüsünde yaşlı bir teyze şoförün tam arkasına oturmuş. Şoföre dokunarak elini uzatmış, şoför bakmış bir avuç dolusu badem. Teşekkür ederek almış ve afiyetle yemiş. 5 dk sonra yaşlı teyze tekrar dokunmuş 1 avuç daha badem vermiş.
    Şoför yine almış ve bitirmiş. 3. defa teyze badem uzatınca şoför :

    - Teyzecim teşekkür ederim, hepsini bana verdin birazda sen yesene demiş. Teyzenin cevabı :

    - Olum ben bademli çikolata alırım hep. Ama sadece çikolatasını emmeyi severim. İçinide sana veriyorum işte.

  • Büyük İkramiye Bir Tane
  • Cemal iki tane piyango bileti almış. Temel karşı çıkmış,
    - Manyak Cemal, Niye içi tane aldun? Püyük ikramiye pi tane.

  • Tırnak Yeme
  • Tırnaklarını yiyen bir çocuğa annesi tırnaklarını yememesini yoksa karnının şişeceğini söylemiş. Ama çocuk yinede dayanamayıp tırnaklarını yer. Annesi çözüm olarak çocuğun eline lastik eldiven takar. Bir gün misafirliğe giderler. Ev sahibi hamiledir. Çocuk dayanamayıp ev sahibine; ben senin karnının neden şiştiğini biliyorum der. Kadın utanarak neden diye sorar. Çocuk kendinden emin cevap verir. Lastiksiz yedin değil mi? (:

  • Kuş Beyinli
  • Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:
    -Nasıl gidiyor kanaryam?
    -Kaybediyorum.
    Bir müddet sonra yine:
    -Nasıl gidiyor güvercinim?
    -Kaybediyorum
    Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş:
    -Neden karına hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?
    -Bu kadar kişinin içinde kuş beyinli diyemem ya!" diye fısıldamış Temel.

  • Kahraman
  • Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
    - Söyle bakalım nerdensin ?
    - Maraş'lıyım komutanım..
    Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
    - Bir daha söyle bakalım nerdensin ?
    - Maraş'lıyım komutanım..
    Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
    - Ulan son defa soruyorum nerelisin ?
    - Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
    - Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
    - Oğlum sen nerelisin ?
    - Kahramansinop'luyum komutanım !

  • Doping
  • Temel sporcu, 100 metre engelli koşuda yarışıyor. İlla ki birinci olacağım deyip doping yapmış. Fakat yarışmada sonuncu gelmiş. Neden böyle olduğunu sorduklarında da :
    - Doping yaptığımı anlamasunlar diye sonuncu celdum ula...



  • Tücarın Oğlu
  • kayseri ilköğretimine yeni tayin olan öğretmen sınıftaki çocuklara basit sorular sorup çocuklara ısınmaya çalışıyormuş.
    birkaç öğrenciye sorduktan sonra babası tüccar olan birisine sıra gelmiş .
    söyle bakalım mustafa ;iki kere iki kaç edrer,
    mustafa düşünmüş ,düşünmüş, tamam demiş.
    öğretmenim bunu; alaceez mi? yoksa satacaz mı?

  • Önemli Olan Kazanmak
  • Temel, Dursun, Cemal suyun altında en çok kalma yarışması yapıyorlarmış. Dursun 15 dakika, Cemal 10 dakika durmuş çıkmışlar. 10 saat olmuş, 20 saat olmuş Temel'in cesedi karaya vurmuş. Daha sonra Fadimeye baş sağlığı dilemişler.
    -"Üzülme" diye teselli etmek istemişler.
    Fadime:
    -Önemli değil. Yarışı kazandı ya önemli olan o, demiş

  • Üşütmüş
  • Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip:
    -Eee, söyle bakalım fikrin ne? diye sordu:
    Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi:
    -Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar...

  • Konuşturduk
  • Mısır'da bir mezarda bir mumya bulunur. Yaşını tam olarak tespit edemeyen bilim adamları çareyi gelişmiş teknikleri bulunan istihbarat servislerine danışmakta bulurlar. CIA, Kgb, MİT işi kabul ederler.

    CIA mumyanın bulunduğu odaya girer, bir gün sonra çıkar:

    "mumyanın yaşı 2milyon ile 3 milyon arasındadır" der.

    Herkes şaşırır bu iyi tahmine.

    Daha sonra Kgb mumyanın bulunduğu odaya girer, bir hafta sonra çıkar:

    "mumyanın yaşı 2.2 milyon ile 2.6 milyon arasındadır" der.

    Herkes diğerinden daha iyi olan bu tahmine şaşırır.

    Daha sonra MİT mumyanın bulunduğu odaya girer, 15 gün sonra mit görevlisi elinde sigara ile çıkar:

    "mumyanın yaşı iki milyon 335 bin 732'dir" der.

    herkes bu tahmine çok şaşırır, bi yandan da merak edip sorarlar:

    "nasıl böyle tam olarak belirlediniz?"

    mit görevlisi gayet rahat bir tavırla:

    "konuşturduk"

  • Gülme Komşuna
  • Bir gün Temel komşusuna sayısal lotodan 500.000 tl çıktığına duymuş. temel her yerde gülüyormuş bir gün adam ona sormuş:
    -Hayırdır temel seni ne zaman görsem gülüyorsun hasta mısın?
    Temel:
    -Yaa bizim komşu sayısal lotodan 500.000 tl çıktı da ona gülüyorum
    Adam:
    Sen deli misin nesi komik ki gülüyorsun?
    Temel:
    Eee ne demişler gülme komşuna gelir başına :)

  • Nesi Var?
  • Eczacı Temel, böcek ilacı isteyen müşterisine,
    - Böceğinuzun nesi var, demiş.

  • Lazlar Ruslar
  • Karadenizlilerle ruslar soğuk savaştalar.

    Lazlar el bombalarını ruslara fırlatıyorlarmış, ruslarda bombaların pimini çekip geri lazalara fırlatıyorlarmış.


  • Kör Hakem
  • Maçın tam ortalarında oyunculardan biri hakemin yanına yaklaşır:
    -Köpeğinizin ismi nedir?
    -Benim köpeğim yok ki.
    -Çok garip, hem körsünüz, hem de köpeğiniz yok!...

  • Temel`in Aşk Şiiri
  • Temel bir kıza aşık olur, aşkından da şu şiiri yazar:

    Sabahları yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
    Öğlenleri yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
    Akşamları yemek yiyemiyrum; çünkü seni düşuniyrum,
    Geceleri uyuyamıyrum;
    Çünkü açum da!..

  • İnşallah Benim Hatun!
  • Bir gece hoca karısı ile konuşurken...
    Bir gece hoca karısı ile konuşurken şöyle demiş :
    “Yarın hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa tarlaya gideceğim.”
    Karısı çıkışmış :
    “Efendi inşallah de!”
    Hoca hiddetlenmiş :
    “Niçin inşallah diyeyim hatun? İki işten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!”
    Ertesi gün hava yağmurlu olduğu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çıkmış, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmiş. Atın üzerindeki sipahi seslenmiş Hoca ‘ya :
    “Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir?”
    Hoca da ilgisiz bir tavırla cevap vermiş :
    “Bilmem!”
    Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hoca ‘yı bırakmamış ve kamçıyla birkaç defa şiddetle vurduktan sonra bağırmış :
    “Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düş önüme! Sen beni ta o köye kadar götüreceksin!”
    Hoca bu emri yerine getirmezse başına neler geleceğini düşünerek sipahinin önüne düşmüş ve hayli uzakta bulunan köye kadar götürmüş. Fakat vakitte bir hayli geç olduğu için artık ormana gidememiş, doğruca evine gelmiş. Kapıyı çalınca karısı içerden seslenmiş :
    “Kim o ?”
    Hoca da suçlu suçlu karşılık vermiş :
    “İnşallah benim hatun, aç kapıyı!”

  • Pahalı Ev
  • Adam karısıyla tartışır. Araları son derece bozuktur. Suçun kendinde olduğunu bildiği için alttan almaya çalışır.
    - Karıcım geçen pahalı bir evde oturmak istiyorum demiştin ya hani..
    Kadın heyecanlanır:
    - Yoksa?
    - Ev sahibine söyledim kirayı iki katına çıkardık artık pahalı bi evde oturuyoruz.

  • Akıllı Eşek
  • Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.

    Yanında ki köylüye sormuş;

    Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?

    Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.

    Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?

    Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda.

  • Tüşüneyrum
  • Bir gün Temel Dursun’un yanına gelerek, internetten bir bayan tanıdığını, çok güzel, zengin ve kendisini görür görmez aşık olduğunu defalarca anlatmasına rağmen Dursun’dan ilgi görmeyince:
    - Ula Dursun neden pir şey demeysun?- diye sorar.
    - Tüşüneyrum da.
    -Ne tüşüneysun?
    - Haçan sana aşuk olacak kadunun kaç gram aklinun olduğuni tüşüneyrum.

  • Otobüste cep telefonu
  • Temel otobüste cep telefonuyla konusuyormuş, yolcular uyarmış hemen:

    - Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır! Temel telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarır:

    - Ula Cemal, otobusun içinde konişmam yasakmiş, sen konuş ben tinleyeyum!

  • Oğlunuzla
  • Öğretmen :

    -Söyle bakalım, dün okula geleceğin yerde, hangi eşekle sokaklarda dolaştın?

    Çocuk :

    -Oğlunuzla efendim.


  • Kurtarmaz
  • II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş.
    Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi :
    -Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
    Asker :
    -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble

  • Kayınvalide
  • Adamın birinin evinde yangın çıkmış.
    Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.
    İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş.
    Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya.
    Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini.
    Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış.
    Onu seyreden komşularından biri sormuş: " Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun? " diye.
    Adam ise "Kayınvalidem içeride. Arada bir girip çeviriyorum."


1 2 3 4 5