Fıkralar kategorisindeki tüm içerikler
  • Evlilik
  • Adam, boşanma davası için yargıcın karşısına çıkmış ve şikayetlerini anlatmaya başlamıştır:
    - "Karım üç yıldan beri ne bulursa bana fırlatıyor hakim bey!" Hakim adamın bu şikayetinden sonra hemen sözünü kesip merakla sorar:
    - "Be adam, o zaman bu davayı açmak için niye üç yıl bekledin daha önceden açsaydın ya?" Adam büyük bir saflık içinde cevap verir:
    - "Hakim bey, çünkü artık isabet ettirmeye başladı."

  • Bir Çift Daha Var
  • Temelin ayağında bir teki siyah bir teki beyaz çorabı gören arkadaşı soruyor;

    -"Gözlerime inanamıyorum bu nasıl çorap ?"

    Temel:

    -"İnanmayacaksın ama evde bunlardan bir çift daha var!..."


  • Hırsızın Hiç mi Suçu Yok ?
  • Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi :
    - Hocam demiş niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki ?
    Bir başkası :
    - Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor ? diye konuşmuş.
    Bir diğeri de :
    - Hocam demiş, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan dökülüyor. Hoca kızmış :
    - Yahu demiş, iyi, güzel de kabahatin hepsi benim mi ? Hırsızın hiç mi suçu yok ?

  • Küçüklüğünü Bilirim
  • Temel camiıymış. Camlarını yıkadığı yer 35 katlık bir binaymış.
    Yıkarken aşağıya bakmış küçük bir adam görmüş.
    Sonra 30. kata inmiş ve yine bakmış adam yine küçücük.
    25. kata inmiş ve adam birazcık büyümüş.
    20. kata inerken adam daha büyümüş.
    15,10. kat derken adam daha büyümüş en sonda Temel aşağıya kadar inmiş. Bir bakmış adam Temel'den daha uzun, sonra Temel zıplayıp adamın ensesine vurmuş. Adam:
    - Ne vuriysun uşağum
    Temel:
    - Sus ula konuşma! Ben senun küçükluğuni de bilirum.

  • Kim Daha Aptal?
  • Dursun ile Temel kimin daha çok aptal olduğu konusunda bir türlü anlaşamamışlar. Sonunda İdris'i hakem tayin etmişler. Dursun Temel'e demiş ki;
    -Temel koş git bak bakalım ben büroda mıyım, değil miyim?

    Temel hemen gitmiş, aradan bir saat kadar zaman geçmiş ve Temel dönmüş. Dursun'a onun büroda olmadığını söylemiş. Bizim hakem İdris söylenmiş:

    -Be oğlum, sen salak mısın, oraya kadar gideceğine şuradan bir telefon edemedin mi?

  • Bizde Burada İnecektik
  • Efendim bizim Bayburtlu arkadaşlar İstanbul’da gurbetçilik yaparlar. Günün birinde acele işleri çıkar Bayburt’ a dönmeleri gerekir. Ne yapalım ne edelim derken uçakla gitmeye karar verirler. Uçak hareket eder Aşkale üzerinden geçerken pilot anons yapar
    “-sayın yolcularımız şu anda Aşkale üzerindeyiz, biraz sonra Erzurum havaalanına ineceğiz.”
    Bu anonsu duyan bayburtlu hemen yerinde kalkar ve aceleyle pilota doğru seslenir.
    “- Vola ağa hele eyle biz burada ineceyük.”

  • Suçlu
  • Bir suçlu yurt çapında aranıyormuş. Bütün emniyet müdürlüklerine suçlunun bir adet cepheden ve iki adet profilden resmi dağıtılmış. İki gün sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden bir fax gelmiş:
    - Suçlulardan ikisini yakaladık. Üçüncüsünün yakalanması an meselesi

  • Çarşı Ağası Olsaydı
  • Kayserili, çocuğunu okutmuş, mühendis etmiş. Lakin o devirde zabıtalar “çarşı ağası” olarak anılıyorlar ve oldukça itibarlılar. Kayseri halkı da esnaflık yaptığı için, bütün işleri çarşı ağalarından bitiyor. Kayserili, mühendis oğluna kız istemeye gittiğinde oğlunun mühendis olduğunu söylemiş. Kız tarafı da: -Keşke mühendis olacağına biraz daha okusa da çarşı ağası (zabıta) olsaydı, diyormuş

  • Çalarken Neşelenmek
  • Adamın birine bir gün sorarlar:
    -Çalarken mı neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın?
    Adam:
    -Bankacı değilim ki, çalarken neşeleneyim, cevabını verir.

  • Futbol mu Basket mi?
  • Deliler kendi aralarında basketbol oynuyorlarmış. Ama topu elleriyle değil ayaklarıyla kontrol ediyorlarmış. Ordan geçen biri kaptanlarına "Kaç gol attın?" diye sorunca deli:
    "Ne golü futbol mu oynuyoruz biz burda!"

  • Devenin Gerdanlığı
  • Bir arap devesini kaybetmişti. Devesini bulursa bir dirheme satacağına yemin etti. Tesadüf bu ya , devesini buldu ama gönlü onu bir dirheme satmaya el vermedi. Bunun üzerine devenin boynuna bir kedi bağlayıp cerre çıktı:
    -Boynunda beşyüz dirhemlik kediyle beraber bir dirheme deve satıyorum!
    Yoldan geçen bir arap bunu duyunca dayanamadı:
    - Gerdanlığı olmazsa ucuz bir deve !

  • Erciyes
  • Yıllarca Kayserililer ile Ermeniler birlikte yaşamışlardır. Birbirleriyle sıkı münasebetlerinin fazla olduğu yıllarda, bir Kayserili, Ermeni arkadaşından borç para ister. Ermeni arkadaşı ne zaman ödeyeceğini sorar. Kayserili:

    - "Şu Erciyes Dağı'nın karı eriyince borcumu öderim."

    Ermeni, bir yıl bekler. Kayseriliden ses yoktur. Gider yanına ve alacağını ister. Kayserili, Erciyes'i gösterir ve daha üzerinde kar olduğunu söyler. Bir süre sonra Ermeni, Kayserilinin oyununa geldiğini anlar. Bunu içine sindiremez. Artık karar vermiştir ve o da bir başka Kayseriliyi kandıracaktır. Gider bir arkadaşına ve borç ister. Kayserili ne zaman ödeyeceğini sorar ve o da aynı cevabı verir:

    - "Erciyes'in karı eriyince."

    "Pekiyi" der kayserili. Aradan bir yıl geçer ve Kayserili hemşerim alacağını istemek için Ermeniye gider. Ermeni vatandaşımız bu durumu beklediği için çok rahat bir tavırla Erciyes'i gösterir ve hâlâ karın erimediğini söyler. Kayserilinin de cevabı hazırdır:

    - "O gördüğün kar, bu yılın karı. Geçen yılın karı çoktaaaan eridi."

    Ermeni ne yapacağını şaşırır ve çaresiz borcunu öder.

  • İnşallah Benim Hatun!
  • Bir gece hoca karısı ile konuşurken...
    Bir gece hoca karısı ile konuşurken şöyle demiş :
    “Yarın hava yağmurlu olursa oduna, açık olursa tarlaya gideceğim.”
    Karısı çıkışmış :
    “Efendi inşallah de!”
    Hoca hiddetlenmiş :
    “Niçin inşallah diyeyim hatun? İki işten biri mutlaka olacak, ya o, ya bu!”
    Ertesi gün hava yağmurlu olduğu için ormana gitmek üzere sabahleyin erkenden evden çıkmış, biraz gittikten sonra yolda bir sipahiye rast gelmiş. Atın üzerindeki sipahi seslenmiş Hoca ‘ya :
    “Bana bak baba! Filan köye nerden gidilir?”
    Hoca da ilgisiz bir tavırla cevap vermiş :
    “Bilmem!”
    Sipahi yoluna devam etmek isteyen Hoca ‘yı bırakmamış ve kamçıyla birkaç defa şiddetle vurduktan sonra bağırmış :
    “Seni gidi hain herif seni! Bilmezsin ha! Çabuk düş önüme! Sen beni ta o köye kadar götüreceksin!”
    Hoca bu emri yerine getirmezse başına neler geleceğini düşünerek sipahinin önüne düşmüş ve hayli uzakta bulunan köye kadar götürmüş. Fakat vakitte bir hayli geç olduğu için artık ormana gidememiş, doğruca evine gelmiş. Kapıyı çalınca karısı içerden seslenmiş :
    “Kim o ?”
    Hoca da suçlu suçlu karşılık vermiş :
    “İnşallah benim hatun, aç kapıyı!”

  • Kırdıktan Sonra Dövmenin Faydası Yok
  • Hoca, oğlunun eline bir su testisi vermiş ve “Git şunu doldur da getir, sakın kırma ha ama!” demiş ve suratına da bir tokat indirmiş.
    Görenler “Hoca,” demişler “Neden vurdun çocuğa, testiyi kırmadı ki.” Her sözü değerli, her davranışı anlamlı Hoca şöyle konuşmuş bu kez de:
    “Kırdıktan sonra, dövsem de yarar sağlamaz ki”

  • Kurnaz Kadın
  • Genç bir adam süpermarkette dolaşırken yaşlı bir kadının kendisini izlediğini
    fark eder. Fazla aldırış alışverişine devam eder.
    Bir şeyler alır ve kasaya gelir. Bu sırada yaşlı kadın adama:
    - "Size bakmamdan rahatsız oldunuz ama yeni ölen oğluma çok benziyorsunuz bu
    yüzden size bakıyorum" der.
    Bunun üzerine adam üzülerek:
    - "Oğlunuzu kaybetmenize çok üzüldüm. Yapabileceğim bir şey varsa çekinmeyin
    söyleyin." der
    Yaşlı kadında
    - "Marketten çıkarken bana güle güle anne derseniz bu beni çok mutlu eder."
    Ve kadın marketten çıkar. Adam da ona
    - "Güle güle anne" diyerek veda eder.
    Kasadaki tezgahtar alışverişinin 100 milyon tuttuğunu söyler.
    Adam şaşırır ve
    - "Ama nasıl olur ben sadece bir kaç ufak şey aldım." diye çıkışır.
    Bunun üzerine tezgahtar kız
    - "Anneniz onun aldıklarını da sizin ödeyeceğini söyledi."

  • Vinç
  • Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
    -Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor? Tuna :
    -Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi. Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu:
    -Pekiyi anlayamadım, neymiş babası? Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi:
    -Vinç miş, vinç!

  • Zamane Çocugu
  • Dedesi,torununu gezdiriyordu.
    Önlerinden cok güzel bir otmobil gecer.
    Dedesi :
    -Bak yavrum der; "düt düt" geciyor.
    Cocuk gayet sakin bir cevap verir:
    -Dedecigim, o "düt düt" dedigin;
    sekiz silindirli, otomatik vitesli, doksan sekiz model bir mersedestir.

  • Eski Gazeteler
  • Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı. Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
    -Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı...
    Başhekim bu işten hoşlanmış :
    -Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
    -Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
    Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
    -Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...

  • Beslenme
  • Anteplinin biri doktora gider. Kalbi ve kilolarıyla ilgili şikayetlerini iletir. Doktoru tavsiyelerde bulunur :
    - Bundan sonra beyaz et salata türü yiyeceklere ağırlıklı beslen.
    Hasta sorar :
    - Doktora dediklerinizi yemekten önce mi sonra mı yiyeceğim.

  • Bir Terslik Olmasın
  • Adamın biri kahveye girmiş, bir çay söylemiş ancak bir iki yudum içip birden dışarı fırlamış;
    -Yeşiller yukarı, yeşiller yukarııı! Diye bağırmış, sonra içeri girip çay içmeye devam etmiş.
    Bu işlemi bi kaç kere tekrarlayınca kahveci dayanamayıp sormuş:
    - Abi sen napıyon yav?
    - Ben müteahhidim, bugün bahçeye ağaç fideleri diktiriyorum. Ancak bütün işciler laz, bir terslik olmasın, ağaçları ters dikmesinler diye bağırıyorum.

  • Kahraman görevli
  • Sarışın bir gün ata binmeye karar veriyor. Daha önceden hiç ders almamasına rağmen yardım istemeden sıçrayarak atın üstüne çıkmayı başarıyor. Ancak atın üstüne çıktığı anda at harekete geçiyor ve hızlanarak yola koyuluyor.

    Biraz ürken sarışın atın boynuna sıkıca tutunuyor. Bu arada at biraz daha huysuzlanarak üstündekini atacakmış gibi çırpınmaya başlıyor. Sarışın atın altına doğru kayarken can havli ile atın yelesine tutunuyor.

    Bir eli yelede bir ayağı üzengide yere deşecek gibi hızla hareket eden atın altında durmaya çalışırken, lunaparkın kahraman görevlisi gelerek atlı karıncayı durduruyor...

  • Çekiniz
  • Adam psikiyatriste giderek derdini anlatıyordu :
    - Hep aynı rüyayı görüyorum : Bir kapı var, üzerinde bir yazı... Kapıyı itiyorum,
    itiyorum bir türlü açılmıyor. Ter içinde uyanıyorum.
    - Kapının üzerinde ne yazılı ?
    - Çekiniz yazılı.
    - Anlasıldı... Siz kapıyı çekmiyor itiyorsunuz... Çekin de açılsın...

  • Kompliman
  • Temel bir salonda yalnız kaldığı çirkin bir kadına:
    -Ne kadar cüzelsinuz.
    Kadın:
    -Ben sizin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
    Temel:
    -Sizde benum cibi yapun yalan söyleyun.

  • Geç Kalmamak İçin
  • Kadın, kocasına:
    - Dün akşam yine meyhaneden çıkarken görülmüşsün. Bir daha işiteyim meyhaneden çıktığını....
    Koca boynunu büktü:
    - Ama karıcığım, çıktığımı gören olmaması için gece yarısına kadar meyhanede kalmam, son müşteri olmam gerekir. O zaman da eve geç döndüğüm için daha çok kızarsın!

  • İyilik Yap Denize At
  • Temel ile Dursun sahil kenarında yürüyolarrmış. Birden denizden imdat sesleri
    duyulmaya başlamış, birde bakmışlar adamın biri boğuluyo. Hemen denize atlayıp
    kurtarmışlar ve kenara getirmişler. Temel sonra birden adamı tutup tekrar denize
    atmış. Dursun şaşırıp sormuş; "Uy ne yaptın da?.." Temel de cevap vermiş;
    "Eee dedemin lafidur iyilik yap denize at..."

  • Ay
  • Öğretmen Ali'yi tahtaya kaldırmış.''Dünyamızın uydusu nedir?'' diye sormuş. Ali düşünmüş bulamamış. Arkadaşı bir çimdik atmış. Ali:
    "Aaaaay" diye bağırmış. Öğretmeni:
    "Aferin yavrum, otur" demiş.

  • Küçük Yangınlara Karışmam
  • Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış, millete de zekasından dolayı hep hava atarmış.
    Cumadan cumaya camiye gelir başka zamanlar pek uğradı görülmezmiş. Caminin yakınında, etrafı sağlam taş duvarlarla çevrili, içinde çok çeşitli meyve ağaçları olan büyük bir bahçe içinde, üç katlı kocaman bir evi varmış.
    Süslü ve pahalı elbiseler giyer, gururla dolaşırmış.
    Nasreddin Hoca'nın cuma vaaz ve hutbelerini dinledikten sonra, vaaz işine gelmiyorsa;
    -"Hoca, sen dünya işlerine karışma, din işi ayrı, dünya işi ayrı" der bilgiçlik taslarmış.

    Bir gün Murat ağa'nın evinde yangın çıkmış. O sırada cemaat öğlen namazından çıkmaktaymış. Murat ağa camiye doğru koşup, Nasreddin Hoca'ya ve cemaate hitaben:
    - "Aman Hocam yetişin! Evimden alevler çıkıyor. Şu yangını söndürelim" diye feryat eylemiş.

    Hoca sakin ve aldırışsız bir sesle:
    - "Bak komşu, Kırk yılda bir de olsa bugün senin sözünü dinleyelim. O yangın bizim asla karışmamamızı istediğin bir dünya işidir. Hem meraklanma. Ev birkaç saat içinde kül olur ve yangın da söner. Ahirette, ateşten bir evde sonsuz yaşamaktan korkmayan, senin gibi cesur, yiğit, zengin, akıllı bir adamın böyle ufak bir yangın için telâşı da ne demek olur!" demiş.

  • Şike
  • Futbol maçı başlamadan önce iki takımdan birinin kaptanı, hakemi bir köşeye çekip :

    -Hocam, der.Sen bizim takımın durumunu bilmezsin...

    -Bu maçı bize kaybettirecek olursan, bizimkiler seni ne yapar bilirmisin?

    -Ne yaparlar?

    -Seni parça parça ederler...

    Hakem cevap verdi : -Anlaşıldı, siz bu oyunda berabere kalacaksınız...

    -Neden?

    -Öteki, takımın kaptanı da bana aynı sözleri söyledi de ondan!..


  • 100 Duvar
  • İki deli yüz duvarı olan hastahaneden kaçmaya karar vermişler 99 duvarı aşmışlar.Biri sormuş :

    -Yoruldun mu?

    Öteki :

    -Evet, demiş.

    99 duvarı aşıp geri hastahaneye dönmüşler.

  • İki Bardak
  • Temel her gece yatarken başucuna 2 tane bardak koyuyormuş. Biri su dolu
    diğeri boş.
    1 gece 2 gece derken Temel in oda arkadaşı Dursun dayanamayıp sormuş:
    - Ula Temel ne ediysin sen her gece her gece bu pardaklarla?
    Temel cevap vermiş :
    - Akşamlari uyandigimda bazen canim su içmek istiyi bazen de istemeyii.

  • Soyguncular ve Temel
  • Temel birgün bankadayken soyguncular bankayı basmışlar. Bankadakilerin önce paralarını alıp sonra da vuruyorlarmış. Sıra Temel`in yanındaki bayana gelmiş. Soyguncu, "Adın ne" diye sormuş. "Ayşe" demiş. Soyguncuya da "İyi benim annemin adı da Ayşe" deyip kadını serbest bırakmış. Sıra Temel`e gelmiş, soyguncu ona da adını sormuş.
    Temel: "Adum Temel, ama arkadaşlar bana Ayşe derler..."

  • Afiyet Olsun
  • Babası oğluna görgü kuralarını ögretiyordu :
    "Örneğin oglum, bir eve gittik. Onları yemek yerken gördük, ilk sözümüz ne olmalı?
    "Afiyet olsun" der oğlu. Baba:
    "Peki neden bu söylenir?" deyince oğlu:
    "Neden olacak, buyurun desinler diye." der.

  • Kulakları Az İşitir
  • Avukat Temel, cinayet sanığını savunmaktadır.
    - Müvekkilim masumdur Hakim Bey. Cinayet kaza ile olmuştur.
    - Kaza olur mu? Sanık maktule tam 6 kurşun sıkmış.
    - Hakim Bey, müvekkilimin kulakları az işitir de!

  • Kamuflaj
  • Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes çuvallara giriyor,komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor.
    Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor..
    Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... En son çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor..
    Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses:
    "Patateeeeeees"

  • Aklın Varsa Göle Koş
  • Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken:
    - "Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı?"
    diye düşünüp şeytana uyarak çalı çırpıyı yakmış. Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev almış. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlamış tabi. Zavallı eşek can havliyle anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmaya başlamış. Bu durum karşısında hoca da eşeğin arkasından koşmaya başlamış ve olanca gücüyle bağmış:
    - "Hey eşek aklın varsa göle koş!"

  • Müjde
  • Derler ki; Şair Hâce Mecd-i Hemger'in karısı bir hayli yaşlıydı. Hâce Yezd'den Isfahan'a geldikten bir süre sonra karısı da Isfahan'a geldi.
    Hâce'ye müjde verdiler:
    - Müjde! Hanımın eve indi!
    - Ev hanımın başına inseydi, müjde ona derdim ben!

  • Sigara Sağlığa Zararlıdır
  • Temel savasta büyük çatışmanın hemen ardından gecenin sessizliğinde bir sigara yakar. Arkadaşı bağırır :
    - Ne yapıyorsun bu çok tehlikeli !..
    Temel sakin :
    - Merak etme içime çekmeyrum.

  • Şemsiyeli Tilki
  • Kadın, kürkçü dükkanına girer ve sorar:
    “Vitrindeki tilki kürkü gerçekten yağmur geçirmiyor mu?”
    Dükkan sahibi cevap verir:
    "Elbette geçirmiyor. Siz hiç şemsiyeyle dolaşan tilki gördünüz mü?"

  • Pilot Temel
  • Pilot Temel telsize var gücüyle bağırıyordu:
    - "Ula, sağ motor bozuldu. Düşeyrum, düşeyrum. Meydey düşeyrum. Kule düşeyrum."
    Kule hemen cevapladı :
    - "Mesaj anlaşıldı. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin."
    Temel gayet ciddi :
    -"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk."

  • Babası Dava Açmaz
  • Müfettiş, öğretmeni bir öğrenciyi fena halde döverken yakalamıştı. Derhal uyardı.
    - Ne yapıyorsunuz hocam, biliyorsunuz ki dövmek yasak! Babası size dava açsa
    başınıza bela alır, uğraşıp durusunuz?
    - Babasının dava açmayacağına garanti veririm!...
    Müfettiş şaşırdı. Öğretmen açıklamaya devam etti:
    - Babası benim!...

  • Doğum
  • İlkokulda üç çocuk bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerini konuşuyormuş.
    Dursun:
    - Bizim ailede hep leylekler getirir.
    Fadime:
    - Bizde hep cül bahçesinde bulunur.
    Temel:
    - Biz façiruz, bizde hep pepekleri annem kendisi yapayi.

  • Kadeş Savaşı
  • Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş: -Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı? Çocuk hemen yanıtlamış: -Hocam vallahi billahi ben yapmadım. Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış: -Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım... -Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar hem yaparlar hem de yapmadım derler... Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu Müdür Beyin odasında almış. -Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum, bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim. Müdür Bey: Siz hiç kendinizi üzmeyin Hocam, bunda merak edilecek birşey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız... Tarih Öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve Müdürden bir hafta izin almış... Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı: Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı yapılamayacaktır. Bilginize...

  • Şenol Güneş
  • Bir gün Şenol Güneş Brezilya milli takımı antrenörü Scolari ile karşılaşmış.
    - Hocam sen bu takımı nasıl seçtin de şampiyon oldunuz? demiş.
    - Çok kolay zekalarına göre seçiyorum. Bak mesela sana bir örnek vereyim demiş ve Ronaldo'yu çağırmış.
    - Ronaldo'ya oğlum söyle bakayım senin annenin ve babanın çocuğu olan ama senin kardeşin olmayan kimdir?
    Ronaldo biraz düşünmüş, "tabiiki ben oluyorum" demiş. Şenol Güneş bundan çok etkilenmiş. Türkiye'ye döner dönmez İlhan Mansız'ı çağırmış.
    - İlhan sana bir soru soracağım eğer bilirsen bu hafta seni takıma alırım, bil bakalım annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir?
    İlhan biraz düşünmüş işin içinden çıkamamış, biraz zaman istemiş ve hemen koşmuş Hakan'ı bulmuş.
    - Hakan, annenin ve babanın çocuğu olan ama kardeşin olmayan kimdir?
    Hakan cevap vermiş: Benim tabii ki, İlhan sevinçle Şenol Güneş'in yanına dönmüş:
    - Sorunun cevabını buldum hocam: Hakan'mış.
    Şenol Güneş köpürmüş:
    - Vay salak herif, Hakan olur mu hiç, doğru cevap Ronaldo idi!..

  • Sinemaya Cideyruz
  • Temel'i elinde tuttuğu penguenlerle beraber görünce,
    - Bunu hayvanat bahçesine götür, diyorlar.
    Bir müddet sonra Temel'le yolda dolaştığını görünce:
    - Niye hayvanat bahçesine götürmedin?
    - Hayvanat bahçesine götürdüm. Şimdi sinemaya cideyruz.

  • Hizmetçi
  • Evin hanımı işe başlayan hizmetçiye:
    "Biz 8'de kalkar, 9'da kahvaltı yaparız. Sen ona göre hazırlanırsın tamam mı?"
    Hizmetçi, gayet sakin:
    "Uyanamazsam, siz başlayın."

  • İki Er
  • İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. ilk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir mercedes al gel" demiş. ikinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. iki asker yolda karşılaşmışlar. ilki "ya benim general çok salak. bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. ikincisiyse "benim general daha salak. yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş

  • Bush`un Pulu
  • Başkan Bush'un yeni talimatı:
    - Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
    Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
    Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
    - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
    - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
    - Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."

  • Evlilik aşkı öldürüyor güzelim
  • Evde kadın kocasını haşlıyor.

    "Hiç olmazsa şu yan komşumuzu örnek al. Kaç yıllık evliler ama birbirlerine hala balayında gibi davranıyorlar. Adam karısını arabada, kapının önünde, her yerde öpüyor. Yazıklar olsun! sen neden aynı şeyi yapmıyorsun?" 

    "Hayatım yaparım yapmasına da ben kadını iyi tanımıyorumki."

  • Yılan
  • İki laz yılan olan Temel'le İdris yolda gidiyorlarmış. Birden Temel İdris'e dönüp: "Ula İdris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu?" diye sormus. İdris şaşırmış "Ula ne oldu gene" demiş. Temel de:
    "Ula biraz once dilimi isirdim da," demiş...

  • Annem Gel Dedi
  • İlkokul öğretmeni sınıfta Cennet'e gitmek isteyenlerin ellerini kaldırmalarını ister. Yalnız Temel'cik elini kaldırmayınca merak eder ve sorar,
    - Sen gitmek istemiyor musun?
    - İster idum ama anacığım okuldan sonra hemen eve gel dedü...


1 2 3 4 5