Fıkralar kategorisindeki tüm içerikler
  • Tahir İle Mahir
  • Mahir adında çalışkan bir talebe her nasıl olduysa meşhur edebiyat öğretmeni
    Tahir-ül Mevlevi'den zayıf not alınca bir fırsatını bulup tahtaya:
    "Vermezse Tahir, ne yapsın Mahir", yazar.
    Tahir-ül Mevlevi yazıyı görünce hemen cevabı yazar:
    "Çalışsa Mahir, vermez mi Tahir."

  • Pilot Anons
  • Uçak, dünyanın en kalabalık hava meydanlarından biri olan Londra Heathrow’a yaklaşırken hoparlörlerden pilotun sesi duyuldu.

    - “Sayın yolcular, biraz sonra Londra’ya inmiş olacağız. Londra’da hava hafif yağmurlu ve sıcaklık….”

    Tam o sırada pilottan:

    - “Aman Tanrım….” diye korkunç bir feryat duyuldu ve yolculara bir asırmış gibi gelen üç beş saniye boyunca hiçbir ses çıkmadı.

    Biraz sonra pilot tekrar konuşmaya başladı.

    - “Sayın yolcular demin sizleri çok korkuttuğum için özür dilemek istiyorum. Ama hostes yanlışlıkla üstüme koca bir fincan sıcak kahve döktü. Canım çok yandı. Hele pantolonumun önünü bir görseniz…”

    Bu sırada arkadan bir yolcu bağırdı:

    - “Asıl siz bizim pantolonların arkasını bir görseniz…”

  • Babalar Yarışıyor
  • Çocuklar oturmuş birbirlerine babalarının ne kadar "hızlı" olduğunu anlatıyorlarmış.. Biri demiş ki:
    - Benim babam ok attıktan sonra koşup hedefe oktan önce varıyor...
    - O da birşey mi, demiş ikinci cocuk... Benim babam tabancasını ateşliyor ve hedefe kurşundan önce yetişiyor...
    - O da birşey mi, demiş üçüncü çocuk... Benim babam devlet hastanesinde doktor... Mesai 5'de bitiyor benim babam eve 3:30'da geliyor

  • Derviş Evi
  • Nüktedan biri dervişlerden birinin evine konuk oldu.
    Derviş evin tavanını zayıf ve ince tahtalarla kapatmıştı. Ağır yük altında tahtalardan çıtır çıtır sesler geliyordu.
    Konuk " Derviş ! Beni bu evden başka bir yere götür. Korkarım bu tavan çökecek!"dedi.
    Derviş: Korkma, korkma. Tahtaların zikir ve tespih sesidir bu.
    Konuk: Zikir çeke çeke tahtalar vecde gelir ve hep birden raks ve semaya başlayıp bir de secde ederlerse, işte ondan korkarım!

  • Uyarı
  • Temel bir gün çok rahatsızlanıyor ve doktora gidiyor. Doktor muayene ediyor ve ameliyat olması gerektiğini söylüyor. Temeli ameliyathaneye alıp hazırlanıyorlar. Tam maskelerini takacakken Temel birden atılıyor:
    -Poşuna maske takmayun ben sizi taniyiruum.

  • Doğru Otobüs
  • Temel ile Dursun Trabzon'a gideceklermiş ama ceplerinde hiç para kalmamış. Trabzon'a doğru yürümeye başlamışlar. Yolun kenarında giderken otobüs garajı görmüşler. Etrafa bakmışlar kimseler yok, Temel Dursun'a demiş ki:
    -Ula Dursun Trabzon'a kadar yürümektense gel şurdan bir otopüs çalalum onla gidelum da.
    Dursun hemen tamam demiş tabii.
    Temel içeri girmiş, Dursun ise dışarda etrafı kontrol ediyormuş. Aradan 10 dakika geçmiş Temelden ses seda yok. Tam o sırada içerden motor sesi gelmiş ve Temel otobüsle dışarı çıkmış. Dursun hemen atlamış otobüse ve Temel'e sormuş:
    -Ula neden bu kadar geç kaldun?
    -Ula Trabzon'a ciden otobüsü en arkaya koymuslar da...

  • Kolay Ameliyat
  • Büyük bir hastanede 5 ünlü cerrah oturmuş hangi meslekten olan insanları ameliyat etmenin daha kolay olduğuna dair sohbet ediyorlarmış.
    İlk cerrah;
    "-Muhasebecileri, hesap uzmanlarını ameliyat etmeyi severim. İçlerini açtığım zaman her şey numaralıdır, iş kolay olur"
    İkincisi;
    "-Doğru ama" demiş, "-Elektrikçilerin, elektronikçilerin ameliyatı daha kolay olur. Her şey ayrı, ayrı renktedir."
    Üçüncü cerrah;
    "-Siz bir de kütüphanecileri, arşivcileri görün. Her şey alfabetik sıradadır, onun için onların ameliyatı çok kolay olur."
    Dördüncüsü;
    "-İnşaatçıların ameliyatı da pek kolay olur, projeleri hazırdır." demiş,"-Üstelik onlar iş bittikten sonra içeride parçalar, yabancı maddeler kalmasına alışıktırlar."
    Sonuncu cerrah;
    "-Arkadaşlar" demiş, "Siz her halde hiç politikacıyı ameliyat etmediniz. Onları kalbi, yürekleri yoktur. İçleri bomboştur. Beyinleri de öyle. En kolay ameliyat onlarınkidir.

  • İri Adam
  • Kalabalık bir belediye otobüsünde, gayet iri kıyım bir adam zayıfça bir adamın ayağına basar.
    Canı acıyan adamcağız sorar : -"Afedersiniz beyefendi, siz nerelisiniz?"

    Adam memleketini söyler ve o da bir soru sorar :
    - "Neden sordun hemşerim?"

    - "Buralarda sizin gibisi pek bulunmuyor da, bu cins ayılar nerede yetiştiriliyor diye merak ettim!"

  • Piyasayı Düşürme
  • Öğretmen Kayserili öğrencisine sorar: -Oğlum, 3 kere 7 kaç eder? Kayserili öğrenci cevap verir: - 30 eder hocam. Öğretmen : -Nasıl olur evladım, sen böyle bir hata yapmazdın ama... neyse...Sen otur arkadaşın gelsin. Öğrenci, yerine otururken tahtaya çıkmakta olan diğer Kayserili öğrenciye seslenir: -Sakın piyasiyi düşürme, yoksa başına geleceklere karışmam.

  • Kırk Yaşındayım
  • Hoca'ya yaşını sormuşlar, "kırk yaşındayım" demiş. Aradan birkaç yıl geçmiş. Yine yaşı sorulunca aynı cevabı vermiş, "kırk yaşındayım" demiş.
    - Nasıl olur Hoca efendi, demişler, yıllar önce sorduğumuzda da kırk demiştin.
    Hoca gülümseyerek:
    - Erkek olan sözünde durur! demiş.

  • Sarışın ve Temel
  • Trafik polisi Temel sarışın bir bayan sürücüyü durdurur ve ehliyetini sorar. Kadın çantasını kucağına alıp aramaya baslar; ancak uzun süre geçmesine rağmen bir türlü aradığı şeyi bulamaz.

    Temel beklemekten bunalır ve sabırsız bir ifadeyle kadına söylenir:
    - Hanımefendi, aradığınızı bulamadığınız anlaşılıyor. Üzerinde kendi resminizin olduğu şeyi göstereceksiniz, acele edin lütfen.

    Kadın bu uyarı üzerine telaşlanır ve kısa bir süre sonra "hah buldum" diye sevinçle çığlık atıp çantasındaki makyaj aynasını Temel'e uzatır.

    Temel aynayı ciddiyetle inceler ve kadına dönüp kibar bir ifadeyle konuşur:
    - Buyrun belgenizi hanımefendi. Özür dilerim, polis olduğunuzu söyleseydiniz durdurmazdım..."

  • Bedira
  • Radyo yeni icat edilmişti. Köyün birinde evdeki radyoya büyük hoperlörlerden
    birini bağlayıp dış duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü çalan müziği
    dinlemiş dinlemiş hayretle:
    -İcatta icat gardaş, bedira da gonişir!

  • Öküzlüğün Nedeni
  • Kocası devamlı iş seyahatlerinde olan Fadime doğum yapar. Temel'e müjdeyi vermek için mesaj yazar.
    " Temel, bebeğimiz doğdu ama sütüm gelmediği için bir tane süt anne tuttum. Zenci bir kadındı o ve bu yüzden bebeğimiz artık bir zenci."
    Temel de müjdeyi annesine vermek için hemen yazar:
    "Anacum bebeğimiz doğdu ama Fadime'nin sütü gelmediği için zenci bir anneye emzirmiş. O yüzden torunun zenci."
    Temel'in annesi Temel'e cevap yazar:
    "Oğlum ben seni doğurduğumda da sütun gelmemişti. Bende seni inek sütü ile büyütmüştüm. Şimdi anladım neden bu kadar öküz olduğunu.

  • Sekeyrum
  • Doktor Temel'e sormuş:
    -Bacağın nasıl?
    -Hala sekeyrum.
    -Devamlı mı?
    -Yok daa yürurken.

  • Minarenin şerefesine hamam
  • Cemaatten biri, yatsı ezanını okumak için minareye çıkmış. Kısık sesiyle, ezanı okumaya başlamış. Sesini, minarenin dibindekiler ancak duyabiliyorlarmış. Adam ezanı bitirip, aşağıya indiğinde, Nasreddin Hoca adama:
    - Okuduğun ezanı burada biz zorla duyduk. Sesinin zayıf olduğunu bilmiyor muydun? demiş.

    - Hocam, dün hamama gitmiştim. Kimsecikler yoktu. Orada bir ezan okudum ki gümbür gümbür sesim çıkıyordu. demiş adam.

    - Öyleyse bir hayır sahibi çıkıp da minarenin şerefesine hamam yaptırana kadar, sen bir daha minarede ezan okuma. demiş Hoca.

  • Alırkende Satarkende Hesapla
  • Kayserili, iş yerine eleman alacakmış. İşe başvuran gençleri kendisi imtihan ediyormuş. Soru hep aynı: -12, 12 daha kaç eder? Herkes sorunun cevabını kafadan hemen söylüyormuş ama Kayserili kimseyi işe almıyormuş. Akıllı bir genç, Kayserili tüccarın arkadaşını bulmuş ve bu durumu anlatmış. Arkadaşı: -Tamam, sana aynı soruyu sorunca hemen kağıt kalem iste, toplamayı yap göster, o zaman seni işe alır, bu işteki kerameti de kendisi sana söyler, demiş. Delikanlı, tüccarın yanına varmış. Soru yine aynı soru. Delikanlı hemen kağıdı kalemi almış, toplamayı kağıda yazmış, sonucu göstermiş. Kayserili: -İşe alındın, aradığım adam sensin demiş. Delikanlıya sebebini de hemen açıklamış: -Unutma, bir şeyi alırken de satarken de, hesaplarken de her zaman yaz! Akıl unutur, defter unutmaz.

  • Nefessiz Kalmak
  • Dursun evinden çıktığında birde bakar ki komşusu Temel kendini belinden ağaca asmış halde duruyor. Hemen gidip ipi ağaçtan çözer. Komşusunu ağaçtan indirdikten sonra merakla sorar :
    -Ha sen ne yapaydun öyle?
    -Hiç kendimi asaydum...
    -Ha uşağum, penum pildiğum insan poynundan asılayi.
    Temel üzgün ve çaresiz bir halde Dursun'a baktıktan sonra cevap verir :
    -Ben de öyle yapmişidum. Ama ipu poynima pağladiğum zaman bi türlü nefes alamayrum.

  • Akşam Serinliği
  • Bir gün İngiliz, Fransız, Amerikalı ve bizim Temel her zamanki gibi sohbet ediyorlarmış.
    Amerikalı : Biz marsa gideceğiz demiş.
    İngiliz : Bizde yakıtsız bir araç üreteceğiz demiş.
    Alman : Bizimde atom bombasını etkisiz hale getirecek bir projemiz var deyince, Temel altta kalmamak için bizde Güneşe gideceğiz demiş. Diğerleri güneş çok sıcaktır gidemezsiniz dediklerinde,
    - Ula biz o kadar enayimiyuk. Akşam serinliğunda gideceğuz.

  • Dört Dua
  • Dursun sormuş Temel'e:
    -Ula Temel, sen kaç dua biliysun
    Temel:
    -Dört tane dua piliyrum, demiş.
    Dursun:
    -Hancilerini pilisun? demiş.
    Temel:
    -Üç İhlas bir Elham'i piliyrum daaa.

  • Ekmeğin Parasını Ver Yeter
  • Köyden Kayseri’ye gelen köylü sabah kahvaltısı için bir lokantaya girmiş. Sabahın erken saatleri olduğu için oldukça kalabalık olan lokantada yer bulamayan köylü kasiyerin yanındaki küçük masaya oturmuş. Garson gelince mercimek çorbası söylemiş, fakat bizim köylünün karnı çok acıkmıştır ve çorba gelene kadar ekmek sepetindeki bütün ekmekleri yemiş.. Çorba gelince onu da içmiş. Giderken kasada oturan Hacı Ağa’ya borcunu sorduğunda Hacı Ağa: “Ekmeğin parasını ver de çorba bizden olsun” demiş.

  • Cesur Temel
  • Bir gün Temel, Fransız ,İngiliz ve Alman otele gelmişler.
    Fransız girmiş odada yırtık şortlu canavarı görüp korkudan ölmüş. Sonra hepsi tek tek girmişler fakat korkudan hepsi ölmüş. Son olarak Temel girmiş
    Canavar;
    -Ben yırtık şortlu canavarım! demiş
    Temel de:
    -Parasinu vereyumda gidup kendune şort alasun uşağum.

  • Cumhurbaşkanı Ziyareti
  • Temel berberde saçını kestirirken, Ankara’ya gidip Cumhurbaşkanını göreceğini söylemiş.
    Berber de her isteyenin Cumhurbaşkanını göremeyeceğini söylemiş. Temel bir daha geldiğinde berber sormuş:
    - Ne oldu gördün mü Cumhurbaşkanını?
    - Cördüm
    - Ne dedi?
    - "Saçunu bu kadar köti kesen berber kim", dedi.

  • İki Bardak
  • Temel her gece yatarken başucuna 2 tane bardak koyuyormuş. Biri su dolu
    diğeri boş.
    1 gece 2 gece derken Temel in oda arkadaşı Dursun dayanamayıp sormuş:
    - Ula Temel ne ediysin sen her gece her gece bu pardaklarla?
    Temel cevap vermiş :
    - Akşamlari uyandigimda bazen canim su içmek istiyi bazen de istemeyii.

  • Dağınık Kalsın
  • Temel'in üç tel saçı varmış. Berbere gitmiş berber sağa yatırmış biri kopmuş sola yapıştırmış biri daha kopmuş. "Abi bir tel saçı ne yapayım." demiş. Temel de " Bırak uşağum dağınık kalsın! " demiş.

  • Hepsini Sen Yesene
  • Nasreddin Hoca, zengin, obur ve aç gözlü, bir Akşehirli ile beraber Konya'ya gidiyormuş. Yolda acıktıkça yanlarındaki azıklarını çıkarıp yemeğe oturuyorlarmış. Hoca daha bir iki lokma yemeden, adam azığın hepsini mîdesine bi güzel indiriyormuş. Adam yolda sürekli kazanmaktan, yemekten, içmekten bahsediyormuş.
    Derken Konya'ya gelmişler. Ekmeklerini yeni pişirmiş, bir yandan fırından çıkaran, bir yandan da mis gibi kokan ekmekleri vitrinine dizen bir fırıncının önüne gelmişler. Birlikte fırıncı dükkanına girmişler.
    Hoca, Fırıncıya ;
    - "Bu ekmekler senin mi?" diye sormuş.
    Fırıncı afallayıp, şaşkın şaşkın bakarak;
    - "Evet benim" deyince Hoca cevabı yapıştırmış:
    - "Bu kadar misk gibi kokan, kızarmış sıcak ekmeğin var da ne duruyorsun, hepsini sen yesene !..."

  • Çapkın
  • Sivilde cok capkin olan Ali askerligini yapmaktadir. Bir gün sevgilisinden bir mektup alir. Sevgilisi artik ondan ayrilmak istedigini bildirmekte ve fotografini geri göndermesini istemektedir. Çok kizar. Arkadaslarindan, eski kiz arkadaslarinin fotograflarini toplar. Hepsini bir araya koyup paket yapar ve sevgilisine gönderir.

    Pakete bir de not ilistirir;

    -"Kusura bakma, Hangisi oldugunu çikaramadim. Lütfen kendi fotografini al ve digerlerini geri gönder!!!"

  • Niye Yedin?
  • Küçük Temel birgün sokakta oynarken yoldan geçen bir hamile bayanı durdurur. Kadının karnını işaret ederek:
    "Teyze o ne?" der.
    Kadın da:
    "O benim çocuğum", der.
    Temel:
    "Çocuğunu seviyor musun teyze?" der.
    Kadın da:
    "Tabii ki evladım" diye cevap verir.
    Temel de:
    "O zaman onu niye yedin?" der

  • Bozuk Daktilo
  • Temel aldığı bir daktiloyu bozuk diye geri götürdü.
    -Neresi bozuk,dün aldığında sağlamdı.
    Temel:
    -iki tane ''A'' yok saat yazamıyorum

  • Gidiş-Geliş
  • Temel gunun birinde istanbuldan koyune kahkahalar icinde geri donuyormus bunu duyan koyluler temel neden guldugunu sormuslar, Temelde otobus soforunu kazikladigini soylemis koyluler nasil ya diye sormuslar. temel demiski: istanbulda gidis-gelis bileti aldim; su anda geldim fakat geri gitmeyecegim

  • Tahlil
  • Temel hastaneye girişinde ağlayan bir adam görür, yaklaşır ve sorar:
    - Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?
    - Kan tahlili yaptırmaya geldim, parmağımı kestiler.
    - Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın.
    Temel iç çekerek yanıtlar:
    - Ben idrar tahlili yaptırmaya geldim.

  • Gençlik Fotoğrafı
  • İki kadın(hayli yaşlı sayılabilir) sohbet ederken kadınlardan biri gençliğinde bahsetmeye başlamış.
    "işte ben gençliğimde şöyle güzeldim böyle iyiydim" diye atıp tutarken karşısındakinin inanmadığını görünce cebiinden bir fotoğraf çıkarıp göstermiiş.
    "İşte bak benim gençlik fotoğrafım" diye. Arkadaşı şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açık sormuş:
    "Ay senin gençliğinde fotoğraf var mıydı?"

  • Kör Döğüşü
  • Nasrettin Hoca, gençliğinde dilenen bazı insanlar görür. Epey bir zaman adamları inceler. Dilenciler kör oldukları için çevredeki insanlar onlara pek çok yardım verirler. Fakat dilenciler bir türlü doymak bilmezler. Hoca, dilencilerin yanlarına yaklaşır. Cebinden para kesesini çıkartıp şakırdatır. Sonra dilencilere: “Alın bu paraları da aranızda bölüşün” diyerek yanlarından uzaklaşır. Adamları tekrar gözlemeye başlar. Kör dilenciler, para kesesinin içlerinden birine verildiğini sanarak parayı kapmak için birbirlerine girerler: “Kese sende!”, “Bende yok sende! Çabuk benim payımı verin, yoksa ben size yapacağımı bilirim!” gibi sözlerle açgözlü dilenciler, birbirlerine vurmaya, küfretmeye başlarlar ama keseyi de bir türlü ele geçiremezler. Hoca bunları gözlerken: “Hey gidi açgözlü iki dünya körleri hey!” diye söylenirken biri: “Ne oluyor Hoca?” diye soru sorar. Hoca: “Ne olacak, kör döğüşü nedir bilmiyorsan öğren” der.

  • Tek Gözünü Kapat
  • Bir gün Temel çift görüyormuş, Dursun'da tek gözünü kapatsana da, demiş.

  • Şive
  • Trenin kompartımanında iki kişiydiler. Birisi Temel, diğeri bir zenci.Yol uzundu, konuşmadan çekilmezdi. Çok geçmeden sohbete başladılar. Temel sordu:

    - Siz zenci misunuz?

    - Evet, nerden anladınız?

    - Şivenuzden!

  • 4 Kişilik
  • Temel asansöre binmiş. Başlamış beklemeye bir süre sonra Dursun'u görmüş onu da çağırmış birlikte beklemeye başlamışlar. Bir kişi daha binmiş ve neden beklediklerini sormuş. Temel hemen cevap vermiş.
    -Uşagım görmeymisun ha burda 4 kişiliktir yazayi, demiş.

  • Zil Çaldı Paydos Oldu!
  • Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
    Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı uslu oturuyordu.
    - Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
    Adam :
    - Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
    Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
    Pilot:
    - Aman çok güzel! diye sevindi. Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
    Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi.
    Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
    Dehşetle sordu :
    -Öğrencilerin nerede?, diye...
    -Dersler bitti. Hepsini evlerine gönderdim!

  • Karım Bilir
  • Temel yeni ehliyet almış yolda gidiyormuş. Dümdüz yolda giderken yolun ortasındaki bir direğe çarpmış, araçta sıkışıp kalmış. Herkes başına toplanmış, trafik polisi de gelmiş :
    - Beyefendi, nasılsınız, iyi misiniz?
    - İyiyim, iyiyim...
    - O zaman isminizi söyleyin de durumu karınıza haber verelim...
    - Gerek yok, karım ismimi bilir..

  • O Dua Sende Bu Akıl Bende Varken
  • Hoca bir gece, tam uyumak üzereymiş ki, damda bir hırsızın gezindiğini duymuş. Hemen hanımını uyandırmış. Yüksek sesle:
    -Hanım, geçen gece eve geldiğim zaman sen derin bir uykudaydın. Benim geldiğimi duymadın. Ben de kapıyı bir müddet çaldım. Seni uyandıramayacağımı anlayınca içimden bir dua okudum. Ayın ışığına da tutunup evden içeri girdim. Hatırladın değil mi?
    Hanımı, Hoca'ya hangi duayı okuduğunu sormuş, Hoca da söylemiş.
    Bu sırada hırsız da bacadan içerisini dinlemekteymiş. Hoca'nın okuduğu duayı ezberleyip tekrarlamış.
    Ardından da ayı ışığına tutunup içeri girmeye çalışmış. Derken palas pandıras damdan aşağı yuvarlanmış.
    Hoca, gürültüyü duyunca karısına:
    -Çabuk bir mum getir. Hırsızı yakalayalım.
    Vücudu hurda haline gelen hırsız, Hoca'nın bu sözlerini duymuş. Yattığı yerden:
    -Hoca efendi, hiç acele etme! O dua sende, bu akıl da bende varken, ben buradan öyle kolay kolay kalkıp da bir yere gidemem. :)

  • Yarasa, Sahibine Yarardı
  • At nalının insanlara uğur getirdiğine inanan biri, Hoca’ya sormuş:
    - “Hocam, at nalı insana uğur getirirmiş, evin kapısına assak günah olur mu?”
    Böyle hurafelerin dine aykırı olduğunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farklı bir yolla cevap vermiş:
    - “Eğer uğur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir değil, dört nal
    olmasına rağmen şimdiye kadar bir faydası olduğunu görmedim aksine akşama kadar yediği
    kamçının, taşıdığı yükün ve koşturulduğu yolun hesabı yoktur.”

  • Onu da Sonra Yeriz
  • kayserilinin biri trende gidiyormuş.Çantasından pastırmayı çıkarmış ve yanandaki arkadaşına ikram etmiş.arkadaşı ise soğol benim basurum var demiş.kayserili onuda sonra yeriz demiş


  • Deli Dolu Aktığın İçin
  • Sıcak bir yaz günü , Nasreddin Hoca seyahate çıkmış. Yol kenarındaki hayrat çeşmeden su içip, elini yüzünü yıkayıp biraz serinlemek ve Abdest tazelemek istemiş. Bakmış ki çeşmenin borusuna bir odun parçası tıkalı. Odun ıslanıp şiştiğinden yerinden kolay çıkmıyor. Hoca epeyce uğraşmış, baya zorlamış ve tıkaçı kuvvetle çekerek çıkarmış. Kenara çekilmesine fırsat kalmadan, tazyikli bir şekilde borudan fışkıran su elbiselerini ıslatmış. Hoca çeşmeye şöyle bir bakarak söylenmiş;
    - "Anlaşıldı, anlaşıldııı! O kazığı böyle deli dolu aktığın için ağzına tıkamışlar!"

  • Elektrik Süpürgesi
  • Güney Afrika'da bir hastanede her cuma, 321 nolu odadaki hastalar ölüyormuş.
    Hastane yetkilileri araştırmışlar fakat bir türlü bu esrarengiz ölümlerin sebebini bulamamışlar.
    Daha sonra devreye polisler, ajanlar girmiş. Fakat yine bulunamamış ölümlerin sebebi. En son çare olarak 321 nolu yoğun bakım odasına gizli kamera koymuşlar ve görmüşler ki her cuma temizlik için odaya gelen kadın yoğun bakımdaki hastanın fişini çekip elektrikli süpürgenin fişini takıyormuş.

  • Akıllı Eşek
  • Milletvekilinin biri bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
    Yanındaki köylüye sormuş:
    -Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
    -Efendim, demiş köylü. O zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
    -Akıllıca ,demiş vekil. Peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
    -Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda...

  • Kim Sağır
  • Temel doktora gitmiş:
    - Doktor bey, Bizum Fadime sağır herhalde, sorularima cevap vermeyi...
    - Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
    Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
    - Karıcuğum bugün yemekte ne var?
    Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Çıt yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
    - Kiz Fadime saa diyrum, yemekte ne var?
    - Bak Temel, dördüncü kez söyliyrum, yemekte hamsili pilav var...

  • Babam
  • Telefon çaldı.Okul müdürü açtı.İncecik bir çocuk sesi:

    -Müdür bey,bizim oğlan bugün okula gelmeyecek.Biraz hastalandı da...

    -Peki,siz kimsiniz?

    -Ben mi..Babam..


  • Farketmez
  • Temel'e gazeteciler sormuş:
    -"Son günlerde benzine gelen zamlara ne diyorsunuz?"
    Temel "Valla benum için farketmez ben hep 10 milyonluk alıyorum."

  • Kolay Hesap
  • Temel ile Dursun çok hızlı trende yolculuk yaparken bir sığır çiftliğinin önünden geçerler.
    Temel:
    -Ula Dursun burda tam 397 sığır var.
    Dursun:
    -Ula Temel nasıl saydun haçen zırt diye geçtuk.
    Temel:
    -Onun kısa bir yolu vardır. Ayaklarını sayup dörde böleyrum.

  • Doktor Ressam
  • Bir gün ünlü bir ressam, doktor Temel`e muayeneye gelmiş.Temel para almamış, küçük bir resmi tercih edeceğini söylemiş .Ressam bür süre sonra koca bir tablo ile gelince,

    -Uyy,pu çok değerli,kapul edemem.

    Ressam ısrar edince,

    -Peçi öyleyse, size bi fituk ameliyati borcum olsun..


  • Müdür
  • Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. merak içinde yanlarına giderek :
    -yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz.
    -hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz...
    Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek :
    -durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. hiddetle akıl hastalarına dönerek :
    -yahu, demiş, ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz :
    -deliler hep bir ağızdan müdür bey, demiş. biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki.

  • Genç Bayan Öğretmen
  • Genç kadının biri ilkokul öğretmeni olarak staja başlar, çok heveslidir. Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür.

    Çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler. Bir sure sonra genç kadın çocuğun yine tek başına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak, "senin arkadaşın olmamı ister mısın ?" diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte "tamam" der.

    İlerleme kaydettiğini düşünen genç öğretmen "Bütün çocuklar topun peşinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?" diye sorar. Afallayan çocuk hayretle cevap verir : "Çünkü.. ben kaleciyim!!!"



1 2 3 4 5