Fıkralar kategorisindeki tüm içerikler
  • Havuzbaşı Partisi
  • Sonradan görme çok zengin olan Adam, Yeni yaptırdığı konağında havuzbaşında parti vermektedir, Partinin sahibi hafif çakırkeyif halde, partiye heyecan ve hareket katmak amacıyla mikrofonu eline alıp konuşmaya başlar: 


    - "Arkadaşlar evdeki akvaryumumda bulunan on aç piranha'yi şimdi bu havuza attıracağım. Havuza atlayıp sağ salim karşıya geçebilen kişi şu gördüğünüz sarışın bomba ile sabaha kadar güzel bir gece geçirebilir" 
    Ancak kimseden ses seda çıkmaz. Bir süre sonra ev sahibi devam eder. - "Peki bu işi başarabilene şu esmer hatunu da vereceğim". 


    Biraz Beklerler, ancak yine kimsede ses yok. - "Hadi bugün bonkör günümdeyin, ilaveten bir de Mercedes otomobil vereceğim " 


    Ancak yine ölüm sessizliği sürmektedir. Artık canı sıkılan ev sahibi devam eder. - Peki tamam, isteyene havuzun karşısındaki şu ibne garsonu da vereceğim. 


    Anında Şlaaaaap diye bir ses duyulur... Temel suda şapada şupada hızla yüzer ve nefes nefese karşıya çıkar. Sonra hızla koşarak havuzun öbür tarafına gelir ve avazı çıktığı kadar bağırır: 

    - Nerde o ibne! 

    - Beyefendi az önce söylemiştim, havuzun karşısında! 


    Temel devam eder: - O değil ula! Beni havuza iten ibne nerde......

  • Dede
  • Bir gün küçük çocuğun birisi parkta bir bankın üzerinde oturmuş şekerlerini yiyormuş yaşlı adamın birisi gelmiş çocuğun yanına oturmuş:
    -Bak evladım bu kadar şeker yersen bütün dişlerin dökülür.
    Çocuk:
    -Bak amca benim dedem 110 yaşına kadar yaşadı demiş.
    -Yaa dedendemi çok şeker yiyordu?
    -Hayır amca herşeye burnunu sokmuyordu...

  • Doktorun İyisi
  • Kadının beşinci kocası ağır hastalanmış.Adam korkunç ağrılar içinde kıvranırken kadın telaşla söylenmiş :
    -Hemen gidip bir doktor çağırayım!
    Kocası :
    -İyi ama, demiş, bari doğru dürüst bir doktor çağır. İyi bir doktor olduğundan emin misin?
    Kadın :
    -Emin olmaz olur muyum, demiş.Ölen kocamı da aynı doktor tedavi etmişti!...

  • Taş Gibi
  • Delinin biri hastanenin avlusunda büyükçe bir kaya parçasına sarılmış gezmektedir. Doktor gelir:
    -Sen neden sabahtan beri elinde taşla geziyorsun diye sormuş.
    Deli de hafif sert bir sesle doktoru azarlamış:
    -Taş gibi sevgilim var kıskanıyorsunuz değil mi? :)

  • Ağzını Aramak
  • Küçük Temel, Dursun'a:
    -Dursun emice ağzuni açar misun?
    -Neden da?
    -Babam, ağzuni ara bakalum akşam bize geleceklermiymiş dedi da.

  • Pazarlık Payı
  • Küçük Kayseriliye hocasi sormus :
    - Alti kere alti?
    - Otuz dokuz.
    - Otur, sifir.
    Arkadasi sorar :
    - Bildigin halde neden otuz dokuz dedin?
    - Pazarlik edecektim, anlamadi...

  • Dahi Laz
  • Dünya Genetik Projeler Yarışması yapılıyormuş. Tüm ülkelerden genetik
    profesörleri yarışmaya çalışmaları ile katılmış. İlk Fransız profesörün
    çalışmasının başına gelmişler. Jüri başkanı çalışmasının ne olduğunu
    sormuş.
    Fransız profesör baslamış anlatmaya:
    -"Ben inek genleri ile tavuk genlerini birleştirdim, ortaya çıkan mahlukatın eti kırmızı et kadar lezzetli, beyaz
    et kadar saglıklı oldu" demiş.
    Ardından diğer çalışmaları ülke ülke gezmeye başlamışlar. Sıra gelmiş Türkiye'den bizim Laz profesöre,
    Jüri başkanı:
    -"Sizin çalışmanız nedir?" diye sormuş.
    Laz profesör anlatmış:
    -"Karpuz genleri ile hamamböceği genlerini birleştirdim!"
    Birden tüm jüri üyelerinden bir kahkaha kopmuş ve başkan Laz profesöre :
    -"Bu çalışma ne işe yarar?" diye sormuş.
    Laz profesör:
    -Şu işe yarar. Karpuzu kesiyorsun, çekirdekleri kaçıyor.

  • Evini Tarlaya Taşı
  • Adamın biri, Hoca'ya
    - Evim hiç güneş görmüyor, diye yakınmış.
    - Tarlan görüyor mu? demiş Hoca.
    - Evet, cevabını alınca:
    - Öyleyse, Allah'ın güneşinden sakınma, evini tarlaya taşı.

  • Bir Gün Daha
  • Doktor:
    - Tam zamanında geldiniz, sizinle konusmam lazımdı.
    Hasta:
    - Niye doktor, çok mu acil?
    Doktor:
    - Hayır, bir gün daha geç kalsaydın zaten kendiliğinden hallolurdu.

  • Kaymakam Bey
  • Kaymakam Bayburt'u gezmektedir. Değirmenin bir tanesinde bir eşek görür. Eşeği vatandaşın biri yönlendirmektedir dönmesi için. "Halbuki eşek kendi kendine yolunu bulsa da dönse, sizce daha iyi olmaz mı" der yeni kaymakamımız. Değirmen sahibi "eyi has diyirsen de gaymagam bey, hani ele senin gibi ahılli eşşek" der

  • Ben Uyuyorum
  • Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:
    - Hocam, uyudunuz mu?
    - Buyurun birşey mi var?
    - Biraz borç para isteyecektim.
    Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp:
    - Ben uyuyorum! demiş.

  • Hangisi
  • Temel turistleri Karadenizin dağlarında gezdiriyor. Turistin biri:
    -Bizim orda dağa "Hans" diye bağırırsan dağdan on sefer "Hans... Hans ... Hans..." gelir.
    Temel:
    -O da birşey mi, bak şimdi. "Temeeeeeelllll..."
    Dağdan ses geliyor:
    - Hangisi... hangisi... hangisi.... hangisi...

  • Deli Dolu Aktığın İçin
  • Sıcak bir yaz günü , Nasreddin Hoca seyahate çıkmış. Yol kenarındaki hayrat çeşmeden su içip, elini yüzünü yıkayıp biraz serinlemek ve Abdest tazelemek istemiş. Bakmış ki çeşmenin borusuna bir odun parçası tıkalı. Odun ıslanıp şiştiğinden yerinden kolay çıkmıyor. Hoca epeyce uğraşmış, baya zorlamış ve tıkaçı kuvvetle çekerek çıkarmış. Kenara çekilmesine fırsat kalmadan, tazyikli bir şekilde borudan fışkıran su elbiselerini ıslatmış. Hoca çeşmeye şöyle bir bakarak söylenmiş;
    - "Anlaşıldı, anlaşıldııı! O kazığı böyle deli dolu aktığın için ağzına tıkamışlar!"

  • Cennet
  • Bir gün padişah Nasreddin Hoca'dan sormuş :
    -Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
    Hoca padişahtan korkmadan :
    -Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
    Padişahın sinirden sakalları titremiş. Bu durumu gören Hoca :
    -Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.

  • Matematik Finali
  • 4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
    finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
    patladığını söylerler... Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
    yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
    Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
    köşelerine oturtur.
    Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
    sınavı geçebilir... Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10'ar
    puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır... Bunları kolayca çözerler.
    Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: "Hangi lastik
    patladı?"

  • Kedilerin Mutluluğu
  • Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş:
    "Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"
    Yavru kedi yanıt vermiş:
    "Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu ögrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım."
    Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
    "Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor."

  • Cenaze Arabası Şoförü
  • Taksiye binen müşteri şoföre bir şey sormak için hafifçe omuzuna dokunur. Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder, bir otobüse çarpmak üzere iken direksiyonu kırar, kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye:
    "Bir daha bunu yapmayın!" diye bağırır.
    Müşteri ise sakinlikle bir ufacık dokunmanın onu bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemediğini söyler.
    Bu arada kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:
    "Haklısınız, aslında sizin kabahatiniz yok. Bugün benim ilk taksi şoförlüğüm. 25 senedir cenaze arabası şoförüydüm"

  • Mahçubum
  • Karısı Temel'in yanına gelir:
    - Ula Temel Dursun'un karısı ölmüş niye cenazeye gitmeysun?
    - Çok mahcubum da gidemem.
    - Niye mahcupsun ki o senin en iyi arkadaşın.
    - Adam beni altinci karisinun cenazesine çağirdu, daha ben onu bir kere bile çağıramadum.

  • Televiziyon
  • Bizim Temel, bir tv kanalinda yarismaya katilir.
    Kazandigi parayi eksik verirler.
    Temel sebebini sorar.
    E, oyle vergi kesiyoruz" cevabini alir.
    Bunun uzerine Temel, avukata basvurur. Avakut ona Televizyonu mahkemeye ver der.
    Aradan zaman gecer avukat yolda Temeli gorur, ona sorar.
    Ula televizyonu mahkemeye verdin mi ?
    Temel cevaplar.
    Verdim ama ertesi cün keri ketirdim oni...
    Insan yine de televizyonsuz yapamayi! sonradan geri aldımm onu

  • Ay mı Güneş mi?
  • - Çocuklar, dedi öğretmen, hangisi bizim için önemlidir?
    Güneş mi yoksa ay mı?
    - Tabii ki ay, dedi Bilgen, en azından geceleri etrafı aydınlatıyor.
    Gündüz güneş çıktığında ise zaten ortalık aydınlık oluyor!!

  • Yazı Tura
  • Temel üniversite sınavına girmiş. Her soruda yazı tura atarak cevapları vermiş. İki saat sonra öğrencilerin çoğu sınav kağıdını verip salonu terk etmiş, Temel hala yazı tura atıyor. Öğretmen gelip başına dikilmiş:
    - "Temel hepsini yazı tura atıyorsun, hala bitiremedin mi?" Temel:
    - "Hocam bir saat önce bitirdim ama cevaplarımı kontrol ediyorum!"

  • Kimse Bağırmamıştır
  • Dilbilgisi dersiydi.Öğretmen çocuklara soru sordu:
    Çocuklar,bağırmadım,bağırmadın,bağırmadı deyince ne anlarsınız?
    Öğretmen çok parmak beklerken kimse parmak kaldırmadı.Neden sonra temel parmak kaldırdı:
    -Telaşa gerek yoktur,kimse bağırmamiştur.

  • Buz Gibi Hoşaf
  • Sıcak bir yaz günü Nasreddin Hoca'yı iftara çağırmışlar. Ortaya önce bir tencere soğuk hoşaf gelmiş. Muzip ev sahibi eline bir kepçe almış, misafirlere ise birer tatlı kaşığı vermiş.
    Ev sahibi kepçeyle her hoşaf içişinde :
    - "Oohhh , öldüüümm" diyormuş.
    Hoca ile öteki davetliler ellerindeki küçücük tatlı kaşıklarıyla hoşafı içmeye çalışıyorlar, ama ne hoşafın tadını alıyorlar, ne de susuzluklarını giderebiliyorlarmış. Ortadaki hoşaf tenceresi de bitmek üzere:
    Hoca dayanamayıp ev sahibine seslenmiş;
    - "Efendi" demiş. "Senin devamlı ölüp ölüp dirilmen bizleri çok üzüyor. Şu kepçeyi ver de senin yerine biraz da biz ölelim!..."

  • Vali
  • Bir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu:
    - Baba, memlekette kaç vali gördün?
    - On, onbeş vali hetirimdedir...
    - Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?
    - Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh!
    - Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet okudun?
    - Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen anna

  • Temel'in Futbol Anlayışı
  • Hafta içi Temel ile Dursun hafta sonu maça gitmek için anlaşır.
    Temel:
    - Sen biletleri al cel ben sana parasuni verirum,
    der.
    Hafta sonu olur Dursun yüzü asık gelir bu arada da Temel ilk kez gideceği bir futbol maçı için heyecanlıdır. Temel Dursun'u yüzü asık görünce sorar;
    - Noldi Dursun?
    Dursun:
    - Bi tane alabildum bu da şansa bilet kalmamiş
    Temel :
    -Ee şimdi nolucak?
    Dursun:
    - Kura çekicez kim çikarsa maça o gidecek maçtan dönünce de diğeruamize maçı anlatıcak.
    Kura çekerler ve Temel çıkar. Temel maça gitmiş gelmiştir.
    Dursun:
    - Ula hadi anlat bakalum maçta ne oldi?
    Temel başlar ;
    - Kısacık donlari giyiyler kabaği ortaya koyiler tepiniyilerde tepiniyiler kabak pazar torbasina girunce gol gol diye bağriyiler daa

  • Sesimin Arkasından Koşuyorum
  • Hoca ikindi ezanını okumaya başlamış. O sırada bazı komşuları evlerinin önlerinde birbirleriyle konuşuyorlar, sanki ezan sesini duymuyor gibi davranıyorlarmış. Aslında O komşular camiye de pek sık gelmiyorlarmış. Hoca sesini biraz daha yükseltmiş, amma bakmış ki fark eden bir şey yok. O tarafa doğru koşmaya ve koşarken de ezanı okumaya devam etmiş.

    O komşulardan birkaç kişi Hoca'ya bir şey olduğunu düşünerek yanına koşuşup sormuşlar :
    - “Ne oldu Hoca Efendi, niçin koşarak ezan okuyorsun.?”

    - “Sesimin nerelere kadar gittiğini merak ettim de; arkasından koşuyorum” demiş.

  • İddia iddiadır
  • Bir sarışın ve bir esmer iş çıkışı bir şeyler içmek için bir barda buluşuyorlar ve saat 6 haberlerini seyrediyorlar. Haberde adamın biri köprüden atlayıp intihar edeceğini söylüyor. Bunu gören sarışın, esmere dönüyor ve
    -"Elli dolarına bahse girerim ki adam atlamayacak..." diyor. Esmer kabul ediyor. Haberin sonunda adam atlıyor, sarışın da esmere elli doları veriyor. Esmer;
    -"Bunu alamam, sen benim arkadaşımsın..." diyor. Sarışın ısrar ediyor:
    -"Hayır, iddia iddiadır..." Esmer;
    -"Bak, bunu saat 5 haberlerinde de seyretmiştim, bu nedenle paranı alamam..." diyor. Sarışın:
    Ben de seyretmiştim, ama tekrar atlayacağını sanmıyordum!.."

  • Kanca
  • Bir liman barında bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve karşılıklı maceralarını anlatmaktadırlar.
    Korsanın tahta bacağını , elindeki kancayı ve bir gözünü kapatan bandı farkeden denizci sorar:
    "Eee, bacağını nasıl kaybettin?"
    Korsan anlatır:
    "Denizin ortasında fırtınaya yakalanmıstık. Dev bir dalga beni güverteden aldı götürdü. Adamlarım beni gemiye çekerken bir grup köpek balığı ortaya çıktı ve aralarından biri bacağımı koparıverdi.."
    "Korkunç..."
    diye sızlandi denizci.
    "Peki o kanca nedir?" "Aaa...,"
    diye devam etti korsan,
    "bir ticaret gemisine borda etmistik, tabancalar patlıyordu, kılıçlar sakırdıyordu. O kargasada elim koptu gitti... Kimin yaptığını göremedim bile.."
    "Aman Allah'm.. Dehşet verici bir sey bu.... Peki gözünün üstündeki bant nedir?"
    "Bir martı geldi ve gözümün üstüne pisledi..."
    diye cevap verir korsan.
    "Yani gözünü bir kus pisliği mi kör etti?"
    diye merakla sorar denizci..
    "Ama nasıl olur?"
    Korsan gayet sakin anlatır:
    "Kancayı taktıkları ilk gündü, tamam mi?"

  • Padişahla Kayserili
  • Vaktiyle padişahın biri,

    - Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim! demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;

    - Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
    - Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptımı götürür tabii!.."

    - Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..
    - Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını duşurmuş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii!..

    - Padişahım, ben gökyuzune bir ok attım. Altı ay sonra geri dondu!
    - Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.

    Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.

    Bir gün bir Kayserili çıkagelmiş;
    - Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!..

  • Dünyada Uyananların Hali
  • Nasreddin Hoca'ya rüyasında 999 altın vermişler. Hoca:
    - Şunu bin altına tamamlayın da alayım, yoksa almıyorum, derken uyanıvermiş.
    Bakmış ki ortada ne altınlar var ne de altını verenler.
    - Bu ne iş Ya Rabbi ! demiş. Ahirette uyanan her şeyini önünde hazır bulacakken, Dünyada uyanan malının hepsini kaybediyor.

  • Üç Doktor
  • Üç doktor muayenehane açmaya karar vermişler ve açmışlar.
    1.doktor tabela olarak "memleketin en iyi doktoru" yazmış. Bunun üzerine tabiki öbürleri boş kalmamış.
    2.si ise tabela olarak ise "dünyanın en iyi doktoru" yazmış.
    Tabii ki bizim 3. doktor daha iyi bişey yapması lazımdır. Bunun üzerine 3. ise tabelaya "mahallenin en iyi doktoru" yazmış.

  • Enayimiyim Ben
  • Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş.
    Bunu gören doktor: - Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı. Deli hemen cevap verir: - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim ben!

  • Yalandı
  • Kaan karnesini arkasına saklayarak babasına yaklaştı:
    Babacığım sana iki haberim var:
    -Biri iyi,biri kötü.
    -Önce iyi haberi söyle bakalım.
    Kaan:
    -Karnemde hiç zayıfım yok.
    Babası:
    -Aferin Peki kötü haber ne?
    -Biraz önce söylediklerim yalandı...

  • Cenaze Arabası
  • Bir gün Temel kız arkadaşını çarşıya götürecekmiş. Kız arkadaşı da
    "Arabayla gidicez değil mi ?" demiş.
    Temel de
    "Evet" demiş.
    Temel gitmiş Belediyeden cenaze arabasını almış ve getirmiş.
    Kız arkadaşı
    "Bula bula bunu mu buldun" deyince
    "İnsanlar buna binebilmek için ölüyorlar" demiş..

  • Uçakla Geliyorum
  • Usame Bin Ladin Bush'a telefon etmiş, kendini tanıtıp, konuşmasına devam etmiş..
    "Sayın Bush size iki haberim var,biri iyi bir kötü hangisini önce söylememi istersiniz?"
    Bush :
    - "Önce iyisini söyleyin "demiş.
    Ladin:
    - "Teslim olmaya karar verdim",
    Bush :
    "Pekii kotu haber ne?"
    Ladin:
    - "Uçakla geliyorum ...!!!"

  • İddia iddiadır
  • Bir sarışın ve bir esmer iş çıkışı bir şeyler içmek için bir barda buluşuyorlar ve saat 6 haberlerini seyrediyorlar. Haberde adamın biri köprüden atlayıp intihar edeceğini söylüyor. Bunu gören sarışın, esmere dönüyor ve
    -"Elli dolarına bahse girerim ki adam atlamayacak..." diyor. Esmer kabul ediyor. Haberin sonunda adam atlıyor, sarışın da esmere elli doları veriyor. Esmer;
    -"Bunu alamam, sen benim arkadaşımsın..." diyor. Sarışın ısrar ediyor:
    -"Hayır, iddia iddiadır..." Esmer;
    -"Bak, bunu saat 5 haberlerinde de seyretmiştim, bu nedenle paranı alamam..." diyor. Sarışın:
    Ben de seyretmiştim, ama tekrar atlayacağını sanmıyordum!.."

  • Doping
  • Çok miktarda doping hapı alan Temel maraton yarışına katılmış… Sonuncu olmuş…
    İdris haklı olarak sormuş:
    - Yahu neden sonuncu oldun?
    - Doping yaptığım anlaşılmasın diye : )

  • Arslanın Ayak İzi
  • Bir avcı ormanda bir oduncuya rastlayıp sordu:
    - Arslanın ayak izini gösterebilir misin bana? Avlayacağım da.
    - Buralarda bir arslan gördüm. Çabuk ol, yetişirsin ona.
    Zavallı avcının rengi uçtu yüzünden; titremeye başladı:
    - Ben arslanın ayak izini sordum ; arslanı değil!

  • Mahçubum
  • Karısı Temel'in yanına gelir:
    - Ula Temel Dursun'un karısı ölmüş niye cenazeye gitmeysun?
    - Çok mahcubum da gidemem.
    - Niye mahcupsun ki o senin en iyi arkadaşın.
    - Adam beni altinci karisinun cenazesine çağirdu, daha ben onu bir kere bile çağıramadum.

  • Yunus Usta
  • Rahmetli Kunduracı Yunus Usta, bir yorgunluk çayı içmek için dükkanının bitişiğindeki İki Kapılı kahveye gitmişti. Oturur oturmaz garson önüne yarım bardak çayı koyunca Yunus Usta sinirlenerek garsonu çağırdı.

    - Buyur Beybaba?
    - Oğlum bu nasıl çay?
    - Beybaba yeni demledim.
    - Oni demirem. Bah burada tiryakinin ögüne bele yarım bardah çay goydun mi ona söymüş kimi olursan, annadın mi!
    - Beybaba dudak payı istemez misin?
    - Ben pay isdemirem, çay isdirem çay!

  • Trafik Kuralları
  • Öğretmen, öğrencilerine trafik kurallarına dikkat etmelerini öğütlüyordu:
    - Örneğin ben trafik kurallarına uymazsam, bir taşıtın altında kalırım.
    Sonra ne olur biliyor musunuz?
    Bir öğrenci telaşla söze atıldı:
    - Dersler boş geçer öğretmenim!!

  • Borçlu Temel
  • Hakim Temel'e sormuş:
    -Davacıya olan borcunu niye bir türlü ödemiyorsun?
    Temel sinirle cevap vermiş:
    -Vereceğum vermesine ama bana 3 ay mühlet ver diyirum, vermiyi 3 yıldır beni oyaliyi!

  • Gerisini Sen Bilirsin
  • Arapların nüktedan şahsiyetlerinden biri olan Cuha çocukluğunda bir terzinin yanında çıraklık yapıyormuş.
    Bir gün ustası dükkana bir kase bal getirmiş. Bir iş için dükkandan ayrılırken de Cuha'ya "Bu kâsede zehir var. Aman yerim deme; ölürsün yoksa!" diye sıkı sıkı tembihlemiş.
    Cuha da "Benim neyime?" demiş ama usta gider gitmez elindeki yamanacak elbiseyi sarrafa okutup bir somun ekmek almış ve afiyetle balı yemiş.
    Ustası dönüp de yamanacak elbiseyi sorunca Cuha "Dövmezsen doğruyu söylerim. Dalgınlığıma geldi, elbiseyi çaldırdım. Beni dövmenden korktuğum için şu zehiri yiyip öleyim dedim. Kâsedeki zehrin hepsini yedim. Ama hala yaşıyorum. Gerisini sen bilirsin artık!" demiş.

  • Kavurma Çömleği
  • Bir vaiz, camide Kurban Bayramı hakkında vaaz ederken cemaatten biri bir kâğıt uzatır. Kâğıtta şunlar yazılıdır:
    “Vâlidem için keseceğim kurbandan kimseye hisse vermeyip hepsini kavurma yaparak bir çömleğe koymak istiyorum, nafakası olsun diye. Caiz midir, değil midir?”
    Vaiz notu yüksek sesle okuduktan sonra şöyle der:
    “Yarın cennet ehli kurbanlarına binip sırat köprüsünden geçerken bu kadının da kavurma çömleğine binmesi lâzım gelir. Git, sor, razı olursa öyle yap!”

  • Kayserinin İlçesi
  • Öğretmen derste paranın icadından bahseder. Parayı Lidyalıların bulduğunu söyler. Kayserili Mehmet'e Lidyanın nerede kurulduğunu sorar. Mehmet biraz düşünür sonra şöyle cevap verir.
    -Lidya Kayserinin bir ilçesi olması lazım öğretmenim.

  • Avcı Temel
  • Bir gün Temel'le arkadaşları ava çıkmışlar. Hepsi almış ellerine tüfekleri av aramaya koyulmuşlar. Ama Temel'de ne tüfek var ne de avlanmaya heves. Yaban domuzu görmüşler ağaçların arasında. Cemal önündekileri vurmuş ama arkadan bir sürü domuz geliyormuş. Hepsi kaçarken Temel'i hareketsiz görünce Cemal Temel'e seslenmiş:
    -Ula niye kaçmayisun domuzlar geliyii görmiyi misun?
    -Ben onlara bişi yapmadum ki da.

  • Geç Kalan Saat
  • Adam yorgun halde eve gelmiş karısı heyecanla kocasına koşmuş ve anlatmaya başlamış
    -Bugün ne oldu biliyormusun? Nerden bileyim!
    -Bizim duvar saati varya az kalsın annemin kafasına düsüyordu. O saat zaten hep geç kalıyor!

  • Siz Başlattınız
  • Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş. Görüşmeye çağırmışlar. Görüşme sonuna doğru ortalama bir tip olan adama yöneticisi sormuş;
    -Peki beklentilerin ne? Seni ne tatmin eder?
    Arkadaş saymaya başlamış;
    -Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca şu anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla onu da şirketin karşılaması iyi olur, maaş olarak da 3000$'dan aşağı çalışmam.
    Şirket yöneticisi, dinler ve:
    -Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya'da bir villa vereceğiz. Ayrıca bizim bu pozisyonumuz için planladığımız maaş 6000$'dı, demiş.
    Bizim elemanın gözleri fırlamış:
    -Şaka yapıyorsunuz, demiş.
    Şirket yöneticisi yapıştırmış;
    -Önce siz başlattınız.

  • Boya Kutusu
  • Temel Karayolları Müdürlüğü'nde işe başlar. Şehirler arası bir yolda çizgileri çekmekle görevlendirilir. Verilen bir kutu boya ve fırça ile işe koyulur. Bir gün amiri gelip Temel'in günlük yaptığı işin yazılı olduğu çizelgeye bakar; "1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre". Amir:
    - Temel, der. Sen gün gittikçe tembelleşiyorsun musun ne?
    Temel cevap verir:
    - Haşa amirum. Elimden gelduğunce hızlı çalışayrum ama boya kutusundan iyuce uzaklaştum

  • Dediklerimi Tekrarla
  • Temel kule operatörü olmuş. Bir gün pilot Temel'in olduğu kuleye:
    -Kule kule! Motorlarımın dördü de stop etti, ne yapmalıyım? Talimatlarınızı bekliyoruz!..
    -Dediklerumi tekrarlayun. Eşhedü enla ilahe illallah ve...


1 2 3 4 5